TEKNOLOJİK ALETLER VE ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

0

TEKNOLOJİK ALETLER VE ÇOCUK GELİŞİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Günümüzde, teknolojiyle birlikte hayatımız ciddi anlamda kolaylaştı. Teknolojonin yaşantımıza kattığı fayda, yadsinamaz bir gercek olmasına karşın, teknolojinin çocuk gelişimine olan etkileri kafalarda hep soru işareti….

1 yaşına kadar tv, tablet, telefon gibi teknolojik aletlerle tanıştırmama karşın, 1 yaşından sonra hareketliliğinin artmasıyla, gün içinde oyalayabilmek adına zaman zaman TV açmaya veya Melina’nın eline tablet vermeye başladım. Bunu her ne kadar sınırlı tutmaya çalışsam da, gün geçtikçe, Melina’nın tablete olan bağlılığı ve isteği artmaya başladı.

Bu konuda her ne kadar bir sınırlama getirmeye calışsam da, artık bu çok zordu. Cünkü, kızım bir kere bu aletlerin tadına varmış, her ne kadar günde 1 saat ile sınırlı tutsam da, normal zamanlarda oynadığı oyunlardan eskisi kadar zevk almamaya başlamıştı.

Bu noktada kafam bir hayli karışmışken, biraz sınırlama getirmeye de çalışıyorken, eşimle bu konudaki fikirlerimizin aslında ne kadar farklı olduğunu fark ettim. Ben, her fırsatta elinden tableti almaya calışıyordum, fakat eşim diğer çocuklardan geri kalmaması için aslında belli bir dozda, tabletle oynamasının gerekli olduğunu düşüyordu. Zaman zaman benim de kafamı kurcalayan bu fikir, beni alanında uzman bir pedagoga danışmaya yönlendirdi.

Uzman Klinik Psikolog Mine Kayraklı’ya sordum, ve cevaplarıni sizinle paylaşmak istiyorum.

 

 1. Sizce günümüzde, çocuklarımızın teknolojiyle bu kadar erken tanışmalarının, gelişimleri üzerinde ne tür etkileri var? 

Teknolojinin yaygınlaşması kadar Tv, ipad gibi teknolojik aletlerde bebek ve çocuklara yönelik program ve uygulamaların varlığı da, anne babaların zihninde çocukları bunlara maruz bırakmanın uygunluğuna dair ciddi bir kafa karışıklığı yarattı.

Özellikle hayatın ilk bir yılı, çocuğun beyin gelişimi açısından kritiktir. Teknolojinin erken yaşta kullanımı, çocuğun görsel ve işitsel uyaranlara, henüz bunları işleyebileceği anatomik bir altyapı yokken maruz kalmasına ve nörolojik gelişimin ciddi şekilde aksamasına neden olabilir. Çocukların 1-7 yaş arasında takip edildiği uzun dönemli bir araştırma, 3 yaşından önce izlenen her bir saatlik Tv’nin, ileride dikkat problemi yaşama riskini %1 oranında arttırdığını göstermiştir.

Erken dönemde çocukla iyi bir bağ kurabilmek, hem bilişsel hem de sosyal duygusal gelişimin en önemli belirleyicisidir. Çocuğun ebeveyn veya bakım veren kişi ile karşılıklı ilişki içinde olmaya, sarılmak, dokunmak gibi fiziksel temasa ihtiyacı vardır. Kısacası ilk yıllarda, sağlıklı gelişim için çocuğun beş duyusunu birden kullanabileceği, onun bakışlarına, sesine, gülüşüne karşılık verebilen bir etkileşim içinde olması gerekir. Teknolojik aletlerde ise iletişim interaktif değil tek yönlüdür.

Gelişmekte olan çocukların, motor gelişimleri açısından günde bir kaç saat hareket etmeleri önemlidir. Teknolojik aletlerin bu alanda da sağlayabileceği ek bir fayda yoktur. Dolayısıyla, en azından 2 yaşına kadar çocuğun doğrudan veya dolaylı olarak (izlemese dahi odada Tv açık olması) teknolojik aletlere maruz bırakılmaması gerekir. 2 yaş sonrasında ise, eğer çocuğun dil gelişimi de beklenen düzeyde ise, sınırlı zaman ve bir yetişkinin süreci interaktif hale getirmesi koşulu ile (örneğin Tv izlerken yetişkinin ekrandaki mavi balığa işaret edip çocuğa ‘bak mavi balık. Ne yapıyor mavi balık? Vb konuşması) çocuk teknolojik aletlerle tanıştırılabilir.

2. ‘Ben tableti vermesem, öteki veriyor. Ben çocuğumun geri kalacağı endişesi yaşayabiliyorum.’ Bu düşünce, benim gibi belki de bir çok annenin kafasını kurcalıyor.  Peki, bu noktada ne yapmak doğru? 

Çocuğun erken yaşta, henüz gelişimsel olarak hazır olmadığı bir uyarana maruz bırakılması uygun değildir. Çocuğun teknolojik aletlere ilgi göstermesi, onun bundan faydalandığı anlamına gelmez. Burada teknolojik aletlerin çocuğa verilmesinin kime ve hangi ihtiyaca hizmet ettiği iyi anlaşılmalıdır. Kimi zaman anne-baba, gün içinde mola alabilmek, veya çocuğu oyalayabilmek adına bu aletleri bir anlamda ‘bakıcı’ gibi de kullanabiliyor. Özellikle yemek zamanı bu gibi aletlere başvurmanın, zaman içinde bir ‘alışkanlık’ haline gelme riski taşıdığını da unutmamak lazım.

3. Zamane çocuklarının ciddi anlamda zeki olduklarını düşünüyorum. Sizce, bunun teknolojiyle alakası var mı? 

Elbette bu, zeka ile tam olarak neyin kast edildiğine bağlı. Araştırmalar son 100 yıl içinde insanın soyut muhakeme yürütebilme ve daha kompleks bir hayata uyum sağlayabilme becerilerinde ciddi bir ilerleme olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla zekanın gerçekten de geliştiğini söyleyebiliriz. Peki, bunu nasıl açıklayabiliriz? Araştırmalar bu ilerlemenin en önemli belirleyicisinin, eğitim sisteminde yapılan iyileştirmeler olduğunu göstermektedir.

4. Diyelim bütün bunları yerine getirdik ve ilk …2-3.. sene çocuğumuzu bu aletlerle tanıştırmadık, diğer çocuklarla arasındaki teknolojik aletlerle ilgili beceri farkı çabuk kapanır mi?

Teknolojik aletlerin 3 yaşından önce çocuğa sunulmasının herhangi bir somut kazanımı olmadığı için buna bağlı herhangi bir beceri farkından söz etmek mümkün değildir. Bazen, TV veya tabletten gördüğü bir şeyi, çocuğun hemen tekrarladığını görüp buradan bir şey öğrendiği düşünülse de, bu uzun dönemli bir öğrenme değildir. Tersine, çocuğa erken yaşta bir şeyleri öğretme kaygısı ile yaklaşmak, çocuğun kendini öğrenmeye kapatmasına dahi neden olabilir.

5. Peki elektronik aletler dışında, çocuklarımızın öğrenme ve gelişimini nasıl desteklemeliyiz?

Aslında teknolojinin ilerlemesi ve bu kadar yaygın hale gelmesi sadece çocukları değil, ebeveynlerin de yaşamını derinden etkiledi. Ebeveynler de teknolojinin yardımıyla, aynı güne bir çok şeyi sığdırmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla, teknoloji her ne kadar yaşamı kolaylaştırsa da, beraberinde bireylerin üzerindeki baskıyı da arttırdı. Ebeveynlerden beklenen başarı ve mükemmeliği, anne babalar da çocuklarından beklemeye başladılar. Bu nedenle çocukla iyi bir bağ kurmak ve keyifli vakit geçirmenin yerini, ona bir şeyler öğretme kaygısı alabiliyor. Anne babanın başarı arzusu sadece elektronik aletler değil, onu hazır olmadığı oyun veya oyuncaklarla tanıştırmasına da neden olabilir. Halbuki, ilk yıllarda kurulan iyi bir ilişki, ileriki yıllarda öğrenmenin de temelini oluşturur.

Sadece başarı arzusu değil, çocukla nasıl ilişki kuracağını bilememek de, anne babanın oyuncak veya elektronik aletlere yönelmesine neden olabilir. Bir anlamda anne-baba, kendi dolduramadığı bir boşluğu, bu yollarla telafi etmeye çalışabilir. Bunun arkasında, anne-babanın kendi geçmişinden gelen bir repertuar eksikliği, çocuğu oyalayamayacağına dair kaygısı, yetersizlik duyguları gibi farklı nedenler olabilir.

Araştırmalar serbest oyunun, çocuğun gelişiminin her alanında (sosyal, duygusal, motor, bilişsel) en önemli belirleyici olduğunu gösteriyor. Bunun için anne-babanın, çocuk ile günde en az yarım saat dünyada sanki sadece o varmışçasına çocuğa konsantre olarak, öğretme kaygısı gütmeden ve müdahale etmeden onun oyununa eşlik etmeleri, hem bağı güçlendirmek, hem de çocuğun kendini ifade edebileceği bir alan sağlamak adına önemlidir. Çocuk ile kaliteli zaman geçirmek, anne babanın tüm vaktini çocukla geçirmesi anlamına gelmez. Tersine, anne babanın tek ilgi alanının çocuk olmaması ve farklı şeylerden zevk alabilmeleri önemlidir. Ayrıca anne-baba, farklı bir şeyle meşgulken çocuğun da kendi kendini oyalayabilmesi, onun bir yetişkinin varlığında kendi başınalığı deneyimleyebilmesi adına kıymetli bir deneyimdir.

Serbest oyunun faydaları için ayrıntılı bilgi için:

http://www.psidanismanlik.com/blog/oyun-oynamanin-karsi-konulmaz-gucu

 

Sevgiler,

 

PSİ DANIŞMANLIK

Uzman Klinik Psikolog

Mine KAYRAKLI