Nerede Kalmıştık ?

Uzun bir aradan sonra yine buradayım… Biliyorum; araya aylar girdi ve yazmak için çok vaktim var gibi görünse de aslında hiç yoktu! En son yazımda size ilk 4 ayımı özetlemiştim ve orada da kaldım! Ben gebeliğimde 3. ‘ Trimester ‘ a girdim bile. Üzerinden aylar geçti ve ben o kadar çok şey yaşadım ki… Sanki aylar değil de yıllar geçmiş gibi hissettirdi! Peki ne mi oldu? Her şey yolunda gidiyordu ve bizim minnoş içeride hızla büyümeye devam ederken benim böbreğime fazlaca baskı yaptı ve ben bu durumdan dolayı dayanılmaz ağrılar çektim.

Hastane günlerime ve o süreçte yaşadığım sıkıntılara çok fazla değinmek, sizleri sıkmak istemiyorum çünkü çok şükür ki ani ve başarılı bir müdahaleyle sağlığıma kavuştum ki zaten önemli olan da buydu! Bu aşamada doğum doktoru seçimimizde ne kadar doğru bir karar verdiğimizi de bir kez daha anladık. Onun dalı olmamasına rağmen hastanede beni hiç yalnız bırakmayışı, beni tedavi eden doktorla sürekli iletişim halinde olması beni bu zor süreçte fazlasıyla rahatlattı. Hatta hastanede doğuma girip çıkıp, bebişleri dünyaya getirdikten hemen sonra yanımıza gelişleri için kendisine ne kadar teşekkür etsek az! Bana ve eşime verdiği destek ve moral bizim enerjimizi de geri getirdi diyebilirim.

Sanırım Anne Oluyorum !

Yaşadığım bu sağlık sorunları bana anne olmanın nasıl bir duygu olacağını öğretecekmiş meğer. Tüm bu yaşananlardan sonra anladım ki evet, ben anne oluyorum… Herkes ‘önce anne önemli, sen iyi ol ki bebek iyi olsun’ derken ben; ondan başka bir şey düşünemiyor, ağrı çekerken bile acaba o da bunun farkında mı?, en hafif ağrı kesiciyi bile içerken acaba ona zarar verir mi?, neyse ben ilacı içmek yerine ağrı çekiyim, ona bir şey olmasın güdüsüyle yaşamaya başlamışım bile.

Ağrılarım nihayet geride kaldı ve bir daha tutmaması dileğiyle hayatımıza kaldığımız devam ediyoruz. Her şey çok yolunda giderken bu yaşananlar psikolojik olarak beni biraz demoralize etti ama bir yandan da ‘Bu hamilelik döneminde yaşanabilecek daha kötü şeyler de olabilirdi, önemli olan onun sağlığının iyi olması’ diye düşünerek kendimi iyi hissetmeye çalıştım. Çünkü ben mutlu olursam, kendimi iyi hissedersem bebeğim de mutlu olurdu… Çünkü onun varlığı bana ayrı bir güç katıyordu.

O Zaman Dans !

Biz büyüdük ve artık tam 7 aylık olduk! Sanırım bulunduğu yer Ömer Aslan’a dar gelmeye başladı çünkü ben artık her hareketini hisseder oldum. Hatta yalnızca ben değil; karşı koltukta oturanların bile göbeğimdeki hareketleri görmemesi imkânsız. Özellikle akşam yatağa yattığımda ‘annecim daha saat çok erken uyuma!’ dercesine içeride dans eder gibi hareket etmesi beni baya güldürüyor =) Hele ki müzik duymasın adeta ritim tutuyoruz. Hamilelik sürecimde çok müzik dinlediğim için ve dinlerken mutlu olduğum için bence artık o da en az benim kadar seviyor müzik dinlemeyi… Özellikle hangi tür müzikleri dinlettiğimi soruyorlar ama ben sadece klasik müzik ile sınırlı kalmadım.

Bence klasik müzik dinletmenin yanı sıra ritimli olan her ses de anne karnındaki bebek için veya doğduktan sonraki bebek gelişimi için çok önemli. Ritim geliştikçe çocukların dil gelişimi daha kolay ilerler. Doğduktan sonra da her gün düzenli olarak müzik dinletmeyi düşünüyorum. Belki dinlerken birlikte dans bile ederiz =)

En Güzel Hatıra

Yazarken kendimi çok iyi hissederim. Psikolog olarak çalıştığım dönemlerde de danışanlarıma; sıkıldıklarında, işin içinden çıkamadıklarında ve kendilerini karşısındakine ifade edemediklerinde yazmalarını ve önce bu karmaşayı kendilerine anlatarak çözmelerini isterdim. Çünkü yazmak insanı rahatlatır, ister o kağıdı yırt at istersen de ömür boyu sakla… Yıllar sonra da açıp okursun ve nelerin üstesinden geldiğini hatırlayıp kendini daha güçlü hissedersin! Ben de bu yüzden Ömer Aslan’a o karnımdayken geçirdiğim her günü, onu beklerken yaşadığımız heyecanları yazıyorum ki yıllar sonra açıp okusun… Bu defter; ona bırakabileceğim en güzel hatıralardan biri olacak bence!

Yazdıkça onunla daha da iyi bir iletişim kurduğumu hissediyorum. Belki ben de unutacağım yaşadığım zorlukları ve güzellikleri o yüzden arada açıp kendime de hatırlatmak iyi olacaktır… O duyguları tekrar tekrar hissederim… Zorluklarla nasıl başa çıktığımı görüp, bir dahaki sefere daha güçlü olurum.

Ne kadar zaman kaldı? Ayları, haftaları hesaplamak ve geri sayım bizde şimdiden başlamış durumda. Bir yandan sabırsızlıkla bebeğimize kavuşma isteği, bir yandan da benim ‘daha çok eksik var, çok az zaman kaldı’ gibi panik içerisindeki düşüncelerim… Ah bu annelik! Tam da bahsettikleri gibi; aynı anda birden fazla şeyi düşünmekmiş! =) Bu gibi durumlarda en güzeli kapsamlı bir liste yapmakmış çünkü alınan her bir eksik biraz daha hafifletiyor insanı!

Bu alınanların içinde de en güzelleri; minik tulumlar, minik çoraplar, minik ayakkabılar olabilir. Baktıkça bakasım geliyor. Yatağımızın yanına minik çoraplarını koyup, sabah uyandığımda ilk onları görmek nasıl bir mutluluktur, tarif edilemez! Anlayacağınız üzere eksiklerini yavaş yavaş tamamlayan anne mutluluğu yaşıyorum bu aralar =)

Mutluluk dediğime de bakmayın çünkü daha çok eksiğimiz var. Ne kadar erken hazırlığa başlanırsa o kadar iyi diye düşünmek gerekiyor çünkü bebek bu; ne zaman geleceği belli değil her an çat kapı zili çalabilir =) Bana ve bir çok anne adayına göre bu süreçteki en zor seçimler bebek odası ve bebek arabası gibi gözükse de aslında ne istediğini bildikten ve araştırmacı bir anne olduktan sonra o kadar da zor bir karar olmadığı anlaşılıyor, yalan yok! Artık her şeyde o kadar çok alternatif var ki alışverişe gitmeden önce önceliklerinizi sıralayıp ona göre karar vermek işinizi bir hayli kolaylaştırabilir. Zaten bana göre şimdiki annelerin de bir çoğu bilinçli ve araştırmacı.

Bebek Odası

Bizde eşimle özellikle bebek mobilyası seçmeye gitmeden önce fazlasıyla araştırma yaptık, daha sonra da hangi rengi ve modeli istediğimizi belirleyerek yola çıktık. Aradıklarımızı da bulduktan sonra bu işi kolaylıkla halletmiş olduk. Şimdi geriye sabırsızlıkla odamızı beklemek kaldı! Bakalım hayalimizdeki gibi olacak mı?B

Bebek Arabası

Bebek arabası konusunda da çok zorlandığımızı söyleyemeyeceğim çünkü bebek haberini alır almaz ben o heyecan ve hevesle internetten araştırmaları yapıp bir modele çoktan aşık olmuştum. Bu fikrimi eşimle de paylaşarak ortak karara varınca siparişimizi birkaç ay önceden vermiş ve bekleme moduna geçmiş durumdayız! =)

Doğuma daha zaman varken ara ara kendime ‘az kaldı az’ dememin elbette ki bir sebebi var: Ben ve şişen göbeğim, 7. aya göre çok fazla olmasa da ( bu benim kendimi avutma şeklim) ‘artık az kalsın’ diyecek durumdayız! Enerjik geçen 2. Trimesterdan sonra büyüyen göbek ve sınırlanan hareketlerle ağır çekim yaşamaya başladım artık. Çoraplarımı ve ayakkabılarımı giyerken zorlanacağım hiç aklıma gelmezdi mesela… Ya da eskiden bir yastık yeterken şimdi yastıklar içinde yatmak çok daha rahat hissettiriyor. Rahat edebilmek için her bölgeye bir destek şart! En zoru da gece uyanışlarında yön değiştirmekmiş! Yoğun çabalar sonucu sağdan sola dönebildik mi tamamdır uykuya devam. Uyuyalım büyüyelim. Bebeğimize kavuşalım …

Sevgilerimle,
Simay