Silik bir çizginin mucizeye giden hikayesi

Evlendiğimizde ben 24, eşim 27 yaşındaydı dolayısıyla uzun süre aklımıza çocuk fikri gelmedi. Yıllar sonra bir bebek sahibi olmak istedik. Sadece rutin kan tahlillerini, muayene kontrollerini yaptırıp normal yollarla bebeğimizin olacağını düşünmüştük. Aksi bir ihtimal aklımızın ucundan bile geçmemişti. Her ay periyot döneminde ‘Bu ay kesin hamileyim’ diyordum çünkü vücudumda bunu desteklermişçesine her ay bana bir oyun oynuyordu sanki. Midem bulanıyordu, sürekli uykum geliyordu ve periyodum gecikiyordu. Ama sonuç nedense hep negatif çıkıyordu!

İlk önce eşimden şüphelendik, gerekli tahlilleri yaptırıp gergin bir şekilde sonucun çıkmasını bekledik ama onun tarafında her şey normaldi. Çok mutlu olmuştuk ve bu durumun  iş stresi gibi dış sebeplere bağlı olduğunu düşünmeye başladık. Hala başka bir problem olabileceğini düşünmüyorduk. Sonunda doktorumu değiştirip, detaylı bir inceleme yaptırmak istedik. Bazı anlar vardır ya, zaman birden bire yavaşlar ve sanki durur, hiç geçmez! Sanki o an ki acı ve ızdırap asla dinmeyecek gibi üzerine çöker…

Doktorun dediğine göre yumurta rezervim çok çok düşüktü ve hemen tüp bebek tedavisine başlamalıydık. ‘Allah’tan ümit kesilmez, elimizden geleni yapacağız’ diyordu doktor. Bu cümlenin anlamı; ‘Bir mucize bekleyeceğiz’ demekti. İnsan beyninin birden daraldığını hissediyor… Bu düşünceden bir kaç cümleden başka bir şey geçmez olmuştu aklımdan. İş hayatım, ev hayatım ve sosyal hayatım birden çöküşe geçmişti. Çünkü tüm neşem, umudum birden bire yok olmuştu. Benim başıma gelmez diye düşündüğüm bir şey başıma gelmişti. Sadece uyumak istiyordum çünkü uyku; bu düşüncelerden kaçmanın en kolay yoluydu! Herkesten gizledik bu durumu bilemiyorum belki de hata ettik ama eşimle tek başımıza baş etmeye çalıştık.

Her ay yumurta toplamak için tedaviler görmeye başlamıştım. İlaçlar, iğneler, takviyeler…

Günlerce uğraşın sonunda 1 tane yumurta ya çıkıyor ya çıkmıyordu. Aylar geçiyordu ve benim kaliteli bir yumurta elde etme umudum git gide azalıyordu. Sonunda sağlıklı bir yumurta elde etmiş,  döllenmesini sağlamıştık. Sıra transfere gelmişti. Transfer öncesi internette videolar izleyip, tüp bebek hikayelerini okuyordum. Defalarca yıllarca süren denemeler sonunda başarılı olan hikayelere denk geldim. Benimse elimde döllenmiş bir tane, ufacık bir adet embriyo vardı! Ya olmazsa? Ya tekrar yumurta elde edemezsek? Ya hiç bir zaman bebeğim olmazsa? Kafamdaki tüm bu sorularla birlikte transfere girdim. Operasyona girmeden bir kaç dakika önce operasyonda görev alacak tanımadığım birinin söylediği bir söz içime tam anlamıyla su serpmişti;

 “ Doktorunuzun başarı oranı %85’in üstünde”!

Operasyon sonrası ayaklarımın altına yastık koyup, günlerce yataktan çıkmadım. Saçma ama ayağa kalkınca kayıp gidecek gibi geliyordu. Sonra doktorum aradı ve erken gebelik testi yapmamı istedi. Yaptım, bekledim, bekledim ama ikinci çizgi çıkmıyordu bir türlü… Nefes alamıyordum, hüngür hüngür ağlayarak doktorumu aradım ve ‘tek çizgi’ olduğunu söyledim.

‘’Emin misin? İyi bak’’ dedi.

Cama çıktım perdeyi çektim ama göz yaşlarımdan bir şey göremiyordum.  Sonra bir anda ikinci çizgiyi gördüm ama çok çok silikti.

O silik çizgi; aylarca süren, tedavili ve her an kaybetme korkusuyla geçen bir hamileliğe doğru yol almamızı sağladı.

O silik çizginin sebebi şimdi benim her gün şükür sebebim, yaşama sevincim, gülen yüzüm, mucizem, bebeğimdi!

Bu süreçte çok kez düştüm, pes ettim. Her ayağa kalkışımda daha zor durdum, ama minicik de olsa bir umut vardı her zaman…

‘Kimse umudunu kaybetmesin’ demenin kolay olduğunu düşündüğünüzü biliyorum. Ama o yaşanılan zor günler minicik bir beden göğsünüze yattığında, kokusunu duyduğunuz an bitiyor ve sanki hiç yaşanmamış gibi uzun bir kabusmuş da uyanmışsınız gibi hissettiriyor.

Allah isteyen herkese bu güzel duyguyu yaşatsın ve gerçekten Allah’tan ümit kesilmiyormuş ☺

Sevgiler..