Gözlerini onu heyecanla bekleyen sevdiklerine açmak yerine yoğun bakımda kabloların arasında kalan bir  prematürenin mucizeye uzanan hikayesi… Okuyunuz! 

Merhaba,

Ben Prematüre bebek annesiyim ve prematüre bebek annesi olmaktan bahsetmek istiyorum. Her şey ‘Daha fazla anne karnında kalamaz; senin ve onun hayati tehlikesi var’ cümlesiyle başladı… ‘Görmeyebilir… Duymayabilir ve aylarca solunuma bağlı kalabilir. Hatta beynine oksijen gitmeyebilir ve buna bağlı olarak beyninde hasarlar oluşabilir. Kalp, bağırsak ve diğer organlarda gelişimini tamamlayamamaya bağlı kalıcı rahatsızlıklar da görülebilir’ diye devam etti doktor.

Doğum sonrasında kendime geldiğimde yaşadığına ve sağlıklı olduğuna dair eşimin ve annemin çabaları geliyor gözümün önüne… Yan odalardan yükselen bebek sesleri, kahkahalar, ziyaretçiler ve süslü odalar. Bizde ise düşmeyen tansiyonum, sessiz ve ziyaretçi yasağı olan bir oda, eşim ve annem.
Yoğun bakım kapısı, “bebek İnan” sesiyle ona kavuşma anı, her buluşmada duygu seli… Ağlamamak mümkün değil. Kablolar, minnacık çıplak vücudu ve kocaman gözleri…

“Ay çok küçüük… “, “yaşar mı buu…”, “ememez annesi çok küçük”… seslerine rağmen benim çocuğum inadına büyüdü ve sütünü emmek için yoğun bakımı çığlıklarıyla inletmesiyle de ‘mucize’ bir bebek olduğunu herkese gösterdi.

Ama yine de çok zormuş bir prematüre annesi olmak… İnsanın kendini bir kabusun içindeymiş te uyanamıyormuş gibi hissetmesine rağmen bir o kadar özel bir duyguymuş…

Gurur duymakmış hatta…

Ne kadar tatlı ve güzel olduğunu düşünmek, şükretmek, bağlanmak, aşık olmakmış…

Her doktor kontrolü öncesi uykularının kaçması, terlemek, karnına ağrılar girmesiymiş…

Doktoru görünce soru sormaya korkmak, bir şey duymak istememek ama hem de merak etmekmiş…

Ameliyathane kapısında beklemek, anestezi doktoruyla kavga etmekmiş…

İnsanların çok soru sormasıymış, anlayışsız olmasıymış ve başka bebeklerle kıyaslama yapmalarıymış…

En zoru da 3 aylık bir bebeğe ‘yenimi doğdu?’ diyenlere – ‘o mucize bir prematüre” diye haykırma isteğiymiş.

Pusete koyunca ne kadar küçük olduğunu bir kez daha anlamak, ama büyük bir gururla taşımakmış o puseti…

İlk kez gerçekten anne olduğunu hissederek, nefes alıyor mu acaba diye uyuyan bebeği uyandırmakmış…

Gece gündüz gözünün önünden ayırmamak, her şeyden, herkesten sakınmakmış…

Ama en önemlisi de şükretmekmiş…

Zormuş çok zormuş ama çok özelmiş prematüre annesi olmak.

Sevda Aracı İnan (@sevdaaraci)