MUTLU ANNE, MUTLU ÇOCUK

0
mutlu anne

ANCAK MUTLU BİR ANNE, MUTLU BİR ÇOCUK YETİŞTİRİR…

Uçakta maskeyi önce kendinize takın, sonra çocuğunuza. Siz iyi olmadan çocuğunuz iyi olmaz!

Mutlu çocuk yetiştirebilmek için anne ilk önce kendi enerji alanını pozitif tutmalıdır. Kendisiyle ilgili kişisel gelişim aşamalarını tamamlamış olmalı, kendi özgüvenini, özbenliğine saygıyı geliştirmiş olmalıdır. Kendi stresini yönetmekle başa çıkabiliyor olmalıdır. Çocuk gelişiminin ilk yıllarında anne veya baba çocuğun aynasıdır. Bazen 0-3 yaş döneminde, henüz okula başlamadan önce bazı negatif hareketleri çocuğun nereden öğrendiğini sorgularız. Kafamızda muhakeme ettikten sonra bazılarının içgüdüsel olabildiği gibi bir çoğunun öğrenilmiş davranışlar olduğu sonucuna varırız. Trafikte, stresli herhangi bir ortamda, onların bizleri dinlemediğine veya henüz anlamadığına kanaat getirdiğimiz ortamlarda negatif bir davranışta bulunuruz. Ör: Sinirliyken diş sıkmak, elini sertçe bir yere vurmak, gözlerini çakmak çakmak açmak vb. Sonra bir bakarız ki büyümeye başladığında çocuğumuz aynı davranışları sergiliyor. Önceleri bu davranışı nereden edindiğini anımsayamayız. Aslında biraz düşünürsek, bir saliselik bir gözlemle bile edinmiş olabileceği bir davranış olduğunu anlarız.

Veya zaman zaman çocuğumuzun uyumadığından, yatağa gitme konusunda inatçı davrandığından veya geceleri sık sık uyandığından bahsederiz. Yorgun olmasına rağmen uyuyamamasına şaşırır, gözlerimiz kıpkırmızı, stresten çıldırmış halde uyutmaya çalışırız. Oysa ki çocuğun beslenmesi, uykusu, tuvaleti vb alışkanlıkları düzgün bir biçimde kazanabilmesi için, anne enerji alanında negatif duygular barındırmıyor olmalıdır. Çoğu zaman biz rahatsak bebeğimizin rahat, biz stresliyken bebeğimizin stresli olduğunu hissederiz. Bir süre sonra her nedense bu algıyı kaybeder, tekrar ev içinde, çocuğun yanında stresli davranışlar göstermeye başlarız. Hiç düşündünüz mü, çocuğumuz ne zaman hemen uyusun istesek uyutamayız. Veya aceleniz varsa, 10 dakikada uyumuş olsa bile o 10 dk size asırmış gibi gelir. Bunun sebebi o sırada yaydığımız negatif enerjidir aslında. O anda tamamen orada olmayı, o anın tadına varmayı becerebilsek hem uykuya geçiç zamanı kısa olacaktır, hem de gerçekten bu süre size kısa gelecektir.

Çocuklar enerji alanımızdan nasıl Etkilenir?

Suyun Mucizesi:

Vücudumuzun %70’i sudan oluşmakta. Japon bir bilim adamı, uyun negatif ve pozitif söylemlerden ve ortamlardan etkilendiğini ispatlayan bir deney gerçekleştirmiş. Buyrun izleyin… Öyleyse bizler ve çocuklarımızda pozitif/negatif enerji alanından etkileniyoruz elbette.

https://www.youtube.com/watch?v=k-kigmDj188

Peki, anne kendini nasıl rahatlatmalıdır?

En önemlisi bazen çöp olduğuna inandığımız o kişisel gelişim kitaplarını gerçekten kendini vererek okuyarak. Her akşam 10 dakika, 3-5 sayfa bile olsa okuyacağına dair kendine söz vererek.

Zor olsa da kendine zaman ayırmayı başararak. (Lohusalıkta ben dışarı çıkana kadar Melina’nın kolik sancıları çok ağırdı. Nefes Koçu beni zorla dışarı çıkmaya ikna etti. Sütüm arttı, Melina uyudu…

Enerji alanını pozitif tutabilmek için doğru nefes almayı öğrenerek.

Nedir doğru nefes almak? Bana ve çocuğuma ne gibi faydaları olabilir?

Bir çoğumuz aslında nefes almıyoruz, yalnızca soluklanıyoruz.

Diyafram nefes almamız için yaratılan ve nefes alırken en çok işi yapan kastır. Aslında bir çok insan nefes alırken diyafram kası yerine sırt ve bel kasını kullanıyor. Bu durum kişinin tam ve derin nefes almasını engellerken, bedeninde ağrılar ve gerginliklere neden oluyor.

Peki, nasıl nefes almalıyız?

Karnın alt bölümünden başlayan, tüm solunum sistemine yayılan ve sürekli akan nefes aslında ihtiyacımız olan, etkin nefestir.

Biz buna bebek nefesi de diyoruz. Karında başlar. Bağlantılıdır. Göğse kadar gider.

Alış Uzun, Veriş Rahat ve Kısadır.

3 al – 2 ver şeklindedir.

Bebeklere baktığınızda, nefes alırken hiç duraksamadıklarını, karınlarının sürekli inip çıktığını görürsünüz. Bizlerse, zaman zaman stresli ortamlarda nefesimizi tutarız. Bunu daha sonraları alışkanlık haline getiririz. O an dursun isteriz. Oysa ki biz nefes almayarak sadece bedenimize zarar veririz, o an gerçekleşmeye devam eder…Hem de bu yüzden daha da çok acıtarak.

Yapılan araştırmalar yetişkinlerin yüzde 90’ının nefes alma kapasitelerinin sadece yüzde 30’unu kullandıklarını gösteriyor. Bunun sebebi, yaşadığımız fiziksel ve duygusal travmalar sonrasında nefes alma kapasitemizi her geçen gün daha az kullanmaya başlamamız.

Doğru Nefes Almanın Fiziksel Etkileri:

Kandaki oksijen oranı yükselir.

Nefesimi doğru bir biçimde, yeteri kadar alamadığımda, yeteri kadar oksijeni bünyeme alamam.

Gençleşme, cildin düzelmesi, yağ yakımını hızlandırır, zihnde olmak, kaliteli uyku ve dinç olmamızı sağlar

Yeterli oksijen olmayan yerde, hastalıklar oluşur.

Sigara içmek hastalık riskini arttırır yaşamı kısaltır, kısırlık riskini arttırır.Öyleyse ben yeterli derecede oksijeni bedenime sokmayı başarırsam, doğru orantılı bir şekilde sağlıklı olma şansım da artar.

Detox Etkisi: Vücudumuzdaki toksinlerin %70’i oksijenle atılır. Nefes alma kapasiteninizi %100 kullanabilirseniz bu böyledir. Yeteri kadar düzgün ve derin nefes almayı bilmiyorsanız, %70 Toksin atamazsınız.Bağışıklık düşüklüğü, bir takım hastalıklar oluşmaya başlar.

Oksijen – Gençleşme etkisi

Doğru Nefes Almanın Psikolojiye Etkisi:

OKSİJEN YOKSUNLUĞU NEYE YOL AÇAR?

“Takıntılı düşüncelerle kendisini ortaya koyan, obsessif kompulsif bozukluk diye bilinen psikolojik problem, bu tür nedenlerle de ilişkili olan bir düşünce bozukluğudur. Panik atak, konuşma problemleri, konsantrasyon ve motivasyon problemlerinde de stresin etkisiyle doğru solunum yapılmadığı görülmektedir.

Uzm. Psikolog Farika Teymur.” 

Kaynak: http://www.hanimlar.com/makale/saglik/oksijen-ve-besin-eksikligi-psikolojik-sorunlara-yol-acar

Doğru Nefes Almanın Duygusal Etkisi:

Anda Kalma – Bebekler bir odaya girdiğinde ne yapar? Etrafı incelemeye kurcalamaya başlar. Bizler kafamızda her gittiğimiz yere geçmiş ve gelecek kaygılarımızla gider, etrafımızdaki nesnelerin ve güzelliklerin çoğu zaman farkına varamayız. Bebek nefesini  hatırlamak bize yeniden anda kalma mucizesini yaşama şansı verir.

Sahip olduğumuz tek şey aslında ‘şu an’ ve anda kalmanın tadını çıkarabildiğimiz zaman, pozitif düşünebilme gücüne sahip oluruz.

Sinirlendiğimde veya üzüldüğümde nefesimi tutuyorum. Neden? O anın bitmesini istiyorum. Peki o anı nefesimi tutarak durdurabiliyor muyum? Süreç ben ne yaparsam yapayım devam ediyor. Nefesimi tutarak ben sadece kendime ve hücrelerime zarar veriyorum. Moralim bozuk olduğunda ve bir şeyi kafama çok taktığımda da aynı şey geçerli. Farkında olmadan kafama gelen kötü ve acı düşünceleri kovmak için nefesimi tutmaya başlıyorum.

Stresli olduğunda derin nefes al.’

Yıllardır bilinen bir söylem. Nefesin bizi rahatlattığı su götürmez bir gerçek. Öyleyse derin bir nefes al! ne duruyorsun?

***Bu nefes tekniklerini kendi kendinize uygulamaya başlayabilmek için ilk önce bu eğitimi almış bir uzmandan destek almanız gerekiyor.