MUHTEŞEM BİR MUCİZE BEBEK HİKAYESİ …

0

MUHTEŞEM BİR MUCİZE BEBEK HİKAYESİ …

Öncelikle bu yazımda umudunu kaybetmiş, evlat hasretiyle yanan annelere umut aşılamayı arzuladığımı bildirmek istiyorum…

2011 yılında çok mutlu bir evlilik yaptık. Eşimle hep örnek gösterilen bir çift olduk. 1,5 sene kadar çocuk düşünmedik. 2013 Şubat ayında artık hayatımızda bir bebeğin eksik olduğunu anladık ve hamilelik öncesi tüm tahlilleri yaptırdık. Sonuçlar, her şey normaldi. Sağlık konusunda bir sorunum olmadığından da emin olduktan sonra korunmamızı bıraktık.

Her ay regl dönemim yakınlaştıkça erken hamilelik belirtilerini araştırıyor ve kendimi dinlemeye başlıyordum…7 ay herhangi bir hamilelik söz konusu olmayınca, tekrar doktorumla araştırmaya başladık. Bir ay yumurta takibi yapıldı. Sorun görünmüyordu. Doktorum daha sonra eşimden sperm analizi istedi.

Gelen sonuçlar normal şekilde hamile kalamayacağımı, sperm sayısı ve kalitenin çok düşük olduğunu gösteriyordu. Eşim bunu ilk zamanlar kabullenemedi.. Çok mutlu giden sevgi dolu evliliğimizi bile bitirmek istedi. Direndim… Tüp bebek ile her şeyi çözebileceğimizi söyleyerek ikna ettim.

İzmir’de oturuyoruz. Çok fazla araştırma yapmadan doktorum ile görüşüp tüp bebek tedavisine başlamak istediğimi bildirdim. Reglimin ikinci günü muayeneye gitmemi istedi. Doktorum tedavi sürecine iğnelerle başlayacağımızı, ilk iğneyi sabah klinikte hemşire eşliğinde yapacağımızı söyledi. Göbekten yapılacak olan iğneler.. Kendi kendime vurmam imkansızdı.. Her sabah eşim gözyaşları eşliğinde vuruyordu iğnelerimi… Çok umutluyduk.. Olacaktı… Hiç olumsuz bir düşünce yoktu içimizde.. Bebeğimiz olacaktı.

Toplam 11 adet yumurta toplandı… 8 tanesi döllenmişti. Üç gün sonra içlerinden en iyi bölünme gerçekleşen 1 yumurta transfer edildi..

15 gün evde dinlendim… Zaman geçmiyordu. Biz bu süreci kimseyle paylaşmamıştık. Sadece eşim ve benim aramızda yaşanan bir sırdı… 15. gün sonunda kan tahlilimizi yaptırdık. Sonuç negatif… Dünya başıma yıkılmıştı sanki.. Hiç negatif sonuca hazırlamamıştık kendimizi… Doktorum dondurulmuş embriyolarımız olduğunu ve onları deneyeceğimizi söylese de içimdeki umut azalmıştı… Üç ay dinlenme sürecinden sonra 2 adet dondurulmuş embriyo transferi yapıldı. Yine evde dinlenerek geçirdim. Sonuç yine negatif oldu. Yine hüsran ve daha fazla yitirilmiş umutlar, hayaller…

Dört ay hiçbir şey düşünmeden, hayal etmeden devam ettik hayatımıza…Tabi  gördüğüm her çocuk, her bebek içime bir alev topu gibi oturuyordu… Her gün dua ettim…Yalvardım Allah’ıma…

Dört ay sonunda, yaptığım araştırmalar sonucunda İstanbul’da bu işin uzmanı olan, son teknolojiye sahip laboratuvarı olan bir kliniğe gitmeye karar verdik. Gerçekten çok profesyoneller.. İlk önce neden olmadığını araştırmak için eşimin ve benim kromozom testlerimiz yapıldı. Sonuçlarda herhangi bir sorun görünmüyordu. Tek sorunumuz sperm kalitesi ve sayısıydı. Doktorumuz çok umutluydu. Olacaktı… Tedaviye başladık…İzmir – İstanbul arası sürekli kontroller için gidip geliyorduk. Yumurta toplama işlemi yapıldı, 9 adet yumurta toplanmıştı. 5 tanesi döllenmişti. 5.güne ulaşan sadece 2 yumurtamız kalmıştı ve transfer edildi. 15 gün yine dinlenme ve dua ile geçen (aslında geçmek bilmeyen)  günler… Sonuç günü heyecandan uyuyamamıştık. Sabah erkenden kalktık.. Hastaneye kan vermeye gittik. Sonucu beklerken gittiğimiz kahvaltı salonunda göz yaşlarım durmuyordu.. Sanki sonuç belli ve negatif olduğunu öğrenmiş gibiydim… İçime doğmuştu sanki… Evet içime doğmuş!! Negatif…. Onca emek, yaşananlar, hayaller, umutlar…Sonuç hüsran….

İstanbul’daki doktorumuz bir süre dinlenmemizi, güzel bir yaz tatili geçirmemizi ve minimum 6 ay sonra tüp bebek tedavisi için tekrar gelmemizi önermişti. Bu sırada eşime bir vitamin takviyesi önerdi.

Ben doğal yöntemlere de baş vurdum.. Harnup pekmezi özünün içine arı sütü, arı poleni, zencefil karıştırıp eşime hazırlamıştım. Eşim her sabah ve akşam bu karışımı içiyordu. Birde sabah ve akşam doktorumuzun önerdiği  vitamini..

Üzerimizdeki kötü günlerin etkisini atmak için bol bol tatil yaptık… Her ay mutlaka bir otele gittik… Dostlarımızla, kuzenlerimizle görüştük… Artık kafamda her şey netti ve üstelemiyordum… En büyük duamdı ama vakti ve zamanını Allah biliyordu.. Ol derse Olacaktı…

Aralık 2014….Reglim ilk kez gecikmeye başladı….3 gün 4 gün derken her geçen gün içim içimi yiyordu.. Bir tarafım ‘Acaba?’ derken, bir tarafım ‘İmkansız!’ diyordu… Eşime bile bahsetmiyordum… Beşinci gün iş çıkışı eve dönerken kendimi eczanede buldum. İdrar testi alıp hızlıca eve gittim.. Artık ne olursa olsun bir tarafımdaki ‘ACABA’ yı netleştirmeliydim… Testi yaparken yaşadığım heyecanı tarif edemem… Korkuyordum çünkü içimdeki umut ışığını karartmak istemiyordum… Sonucu görünce daha bir aydınlandımmmm….Çift çizgi o kadar netti ki… Gözlerime inanamıyor evde tek başıma çığlık atarak hıçkırıklarla ağlıyordum…Eşimin eve gelmesine 10 dakika vardı ve zaman gerçekten bu sefer geçmiyordu… Evde ki tüm ışıkları kapatıp saklandım… Eşim eve girdiğinde telefonuna test sonucunun fotoğrafını gönderip ” EVİNE HOŞGELDİN BABACIM” mesajı gönderdim… Eşim çığlık atarak bana sarıldı uzun bir süre ağladık…Her şeyin netleşmesi için hastaneye gidip kan testi verdik. Kan testi sonrasında ailelerimizle paylaştık… Şimdi minik mucizem 13 haftalık…Her şeyimiz güzel gidiyor…

Her an içimdeki en büyük duam, Allah’ım isteyen herkese nasip etsin…

En büyük tavsiyem lütfen umudunuzu yitirmeyin… Allah’ım Ol derse Olur…

Sevgi ve ışıkla…

 

‘Mucize’nin annesi.