KUZEY KARAN’IN ANNESİ ANLATIYOR – TÜP BEBEK BAŞARI HİKAYESİ

0

Bir Tüp Bebek Başarı Hikayesi

(Rezerv Azlığı Olan Bir Anne)

Herkesin hikayesi birbirine benzer aslında hayatta …Kimi yaşadıklarını yaşayanlarla karşılaşır, kimi de henüz yaşamadığı kaderi yaşayanları tanır farkında olmadan başına gelmeyeceğini düşünerek..

Benimkisi böyle bir hikaye. Hani ‘Aaa bu da nasıl birşeymiş öyle hımmm bu nasıl oluyor’ dediğim herşeyi yaşadım hayatta…

Eşimle 2006’da tanıştık, 1 sene sonra büyük bir aşkla evlendik. Henüz 21 yaşındaydım, herşey tozpembe çok güzeldi, hiç çocuk planı yoktu. Fakat eşim 35 yaşında oluduğu için çok da geç kalmak istemiyorduk. İlk sene hiç düşünmedik, ikinci senemizde düşündük fakat olmadı. Doktora gitmeğe karar verdiğimizde bizi şaşırtan bir gerçekle karşılaştık. Hiç yumurtam yoktu! Çeşitli takipler yapıldı, ilaçlar alındı derken maddi manevi kayıplar yaşadık ama bir türlü sonuca ulaşamadık.

Daha sonra doktorumuzu değiştirdik, ilgili alakalı biriydi, çeşitli tetkikler yaptıktan sonra, yumurtalamada sorun yaşadığımı, hatta yumurtam olmadığını söyledi ve bana bu doğrultuda bir tedavi uyguladı, sonuç harikaydı:))) Hamileydim ..Testi yaptığım anda hiç bir şey hissetmediğimi fark ettim. Nedense bir sıcaklık hissedemiyordum. Doktor kontrolünde kese vardı fakat bebek gözükmüyordu. Doktor 5 hafta sonra ancak kalp atışı alabileceğimizi belirtti, garip bir heyecanla eve döndük artık bir bebeğimiz olacaktı mutluyduk! İçimde bir canlı vardı… O hevesle internette yazılan gebelik bilgilerini okumaya başladım ve gözüme bir yazı takıldı ‘MOL GEBELİK’ . “Aa bu da nasıl bişeymiş?” dedim içimden ama demez olaydım. ( 1500’de bir görülen bu durumun başıma geleceğini nereden bilecektim?)

Kalp atışını duymak için kontrole gittiğimizde beklenilen olmadı, kese vardı ama bebek yoktu. Doktorum bir şeyden kuşkulandı, umarım düşündüğüm değildir dedi ama malesef düşündüğü çıkmıştı. 10. haftaya kadar bekledik fakat hala bebek yoktu ve bende en ufak bir hamilelik belirtisi de yoktu. Ultrason muayenesinde kese artık yana doğru uzamış sönük bir balon gibi duruyordu. Doktorum acil olarak kürtaja alınmam gerektiğini yoksa zehirleneceğimi belirttiğinde, binbir umutla girdiğim muayene odası başıma yıkılıyor sandım. Gözlerimi açtığımda, ameliyathanedeydim, doğum yapanlarla aynı yerdeydim, oysa ki ben içimdeki ne olduğu bile belli olmayan parçadan kurtulmak üzereydim o sırada doktora göre… Ama ben onu bırakmak istemiyordum ki …Buna mecburdum 🙁

Eşim bir an olsun bana umutsuz konuşmadı ama onun da acı çektiği her halinden belliydi. Gözümü açtığımda her şey bir çırpıda bitivermşti, 10 hafta boyunca içimde beslediğim umut sönmüştü. Sanki Allah malum etmişti bana, çok sevinememiştim ama yinede bu kayıp içimi çok acıttı.

Devamında testler yapıldı alınan parça patolojiye gitti. Sonuçlar geldiğinde yine bir hayal kırıklığı yaşadık. Mol gebelik geçirmiştim, hala BHCG sonuçlarım 1500leri gösteriyordu ama hamile değildim. Her 3 günde bir test yaptırmam gerektiğini, BHCG sonuçlarımda düşüş olmazsa kemoterapi iğnesi olmam gerektiğini söyledi dokorumuz, bu da şok etkisi yarattı bende. Çok şükür ki düştü ve 7 ayın sonunda sıfırlandı. Fakat 1 yıl boyunca gebelik yasaktı:(( O kadar beklemedik 9. ayın sonunda aşılama yaptırdık tutmadı. 3 kez Aşılama yaptırdık ama sonuç başarısızdı!

Tamamiyle umudumu kaybettim, pskolojim bozulduğu için tedaviyi bıraktım. Çünkü yumurtlama günlerinizde sizi ilişkiye zorlayan bir baskı ile karşı karşıyaysanız, bu psikolojinizi o kadar mahvediyordu ki kısacası pes ettim. ‘Siz neden çocuk düşünmüyorsunuz, çocuk yapsanıza bak şunun var aynı sene evlendiniz ‘diyen herkese ‘sana ne’ diyerek cevap vermeye başlamıştım ve bu hiç hoş olmuyordu..

Aylar sonra yakın bir dostumun tavsiye ettiği başka bir doktora gitmeye başladım. Muayeneye gittiğimde yüzümdeki korkuyu ve endişeyi gören doktorum beni anında pskoloji servisine yönlendirdi. Öyle tatlı bir psikoloğum vardı ki, her işlemde, her muayenede elimi tutuyordu, yanımda olduğunu hissettiriyordu.

Rahim filmleri, kan tahlilleri derken sıra gelmişti elime tutuşurulan tüpçük iğnelerine.. Hemşiremin yardımıyla ilkini vurmuştuk, dozajı ayarlamayı öğrendim ama eve gelipte kendim yaptığımda bu tam bir fiyaskoydu:))) Böyle anlatınca trajedi komediye dönüşüyor. Elime aldığım her iğne saplamaya çalıştığım göbeğim 1,2,3 opp 1,2,3 uyytt 1,2,3 hadi 1,2,3 yapıcam bu seferle başlayıp sanırım 100 kere saymam sonucu yarı acı, yarı umutla sonuçlanıyordu. Çünkü vurduğum her iğne minik tüpçüğüme beni yaklaştıryordu:)

Yumurta toplama işleminden sonra doktorum muayene ettiğinde söylediği söze pek anlam verememiştim.’NEFES ALAMAZSAN MUTLAKA GEL.’ Bu da neydi böyle? Aman dedim, birşey değildir. Ama bir şeymiş işte! Karnım günden güne şişmeye başladı ama normal bir şişlik değildi, o kadar gergindi ki ellemeye korkuyordum çünkü canım acıyordu. Arabaya bindiğimde içimde bir şey sallanıyordu sanki lık lık lık su gibi… ve çok acı veriyordu.

Transfer günü, ameliyathanenin önünde kader arkadaşlarımla sıraya girdik. Atm önü gibi sırada stresimizi atmaya çalışıyorduk konuşarak. Sonunda transfer oldu ve yatagıma yatırıldım, 2 saat kadar dinlendirildim ve artık bir anne adayıydım. İçimdeki sevinç anlatılamazdı, midemden kelebekler çıkacak gibiydi.. 15 gün sonra gebelik testi için tekar kontrole gidecektik. Tabi öncesinde yavaş yavaş karnım dahada şişti, herkes kaç aylık hamilesin diyordu çünkü 7 aylık hamile gibi duruyordum. Sonra kasılmalar basladı, kitlenip kalıyordum, nefesim kesiliyordu. Neredeyse boğulacağımı hissediyorken, yerde bayılmışım.  Eşim panik olmuştu çünkü cidden çok kötüydüm! O anda en kötüsüde eğer hamileysem bebeğime birşey olacak korkusuydu. Sıktım dişimi, geçer umuduyla 15 gün bekledim ama daha da kötüleştim. Test günü hamileliğimi öğrendiğimde çok mutluydum ama yine nefes alamıyordum ve canımın derdinden sevincim kursağımda kalmıştı. Doktorum muayene ettiğinde, OHSS (ovarian hiperstimulasyon sendromu) yaşadığımı söyledi. Yumurta toplama sonrası çok yumurtası olan hastalarda görülen bir sendrom olduğunu, bunun için ufak bir operasyonla beni rahatlatacağını belirtti. O anda ağzımdan çıkan tek söz, “kurtarın beni” demek oldu. Yüksek şiddette geçirdiğim için, hemen damar yolu açıldı ameliyata aldılar ama hamileydim!!!!

Sorun yok endişe etmeyin, herzaman yaptığımız bir işlem denildi fakat bir sorun vardı !! İşlem sırasında uyandırılacaksınız çünkü hamile olduğunuz için genel anestezi veremiyoruz dediler, gözlerim büyüdü ne ne nasıl yani derken bayıldım ve çığlık atarak uyandım içimden birşeyleri çekiyorlardı sanki vajinal bir operasyondu ve belden aşağımın kopmasını istedim o an.. 3 lite su alındı ciğerlerimden, içimden artık nerede biriktiyse ama artık çok rahattım ve nefes alıyordum çok şükür. Geçmişti ve artık rahattım.

Tüpçüğüm içimdeydi ve minicik bir fasülyeydi:)) Kontroller sırasında kan pıhtılaşması yaşadığım anlaşıldı…Ve 9 ay boyunca her gün kan sulandırıcı iğne vurdum kendime. Yani yine başladık 1,2,3 lere:))) Artık iğneleri eşim vuruyordu çünkü bunlar gerçekten çok acıtıyordu. Karnım şiştikçe dahada can yakmaya başladılar, her yerim mosmordu ama olsun tüpçüğüm iyi olsun yeter diye düşünüyordum. Her takip öncesi hep bir korku, hep bir tedirginlik yaşıyordum acaba birşey olacak mı? Doktor kötü birşey dermi? Hele ki 2 li – 3 lü tarama testlerinde daha da fazla stres oluyordum.. Ama çok şükür ki, herşeyi hayırlısıyla atlattık..

Doğuma 4 gün kala, hafif karın ağrılarım başladı ve geceleyin bu ağrılar sıklaştı. Eşime bu durumdan söz ettiğimde daha vakit olduğunu düşündüğünden pek ciddiye almadı. Onu ikna edip, hastaneye vardığımızda rahimde yeteri kadar bir açılma olmuştu zaten. Bazı sebeplerden genel anestezi ile sezeryan olmayı istediğimden, doğumu öyle gerçekleştirecektim. Fakat ameliyat sırasında çok korkunç bir şey oldu. Tüm ameliyat boyunca, yapılan tüm işlemleri hissettim fakat kılımı dahi kıpırdatamıyordum. Konuşulanları duyuyordum ve tüm acıyı hissediyordum. Bebeğimin çıkışını, ağlamasını, fotoğraf çekme seslerini, başımdaki doktorların konuşmasını, hepisini duymuştum…Ağzıma kapattıkları maskeden hava gelmiyordu ve boğazımı balgam tıkamıştı. Gözümü açmak istedim, çok ama çok zor araladım. O sırada bebegi çektiler karnımdan, sesini duydum.. ‘Allahım ne olur göstermeden öldürme çok istedim bari gösterde al canımı’ diye hep içimden konuştum.. Şahadet getirdim ayetel kürsiyi okurken doktor maskeden elini çekti ve bayıldım . O acının tarifini vermek emin olun çok zor. Doktoruma bahsettiğimde aynısını bir doktor arkadaşının diz kapağı ameliyatında başına geldiğini anlattı, sanırım milyonda bir ihtimal yine beni buldu…

Yaşıyordum Allaha çok sükür yaşıyordum! Oğlumu verdiler kucağıma minicik savunmasız karacık birşeydi:)

kuzey11

Oğlum şuan 22 aylık, sağlıklı çok şükür. Bankada 5 kardeşi daha duruyor ihtiyaç anında kullanılacaklar:)) Hiç yumurtlayamıyorsun dedikleri ben, 19 yumurta verdim düşünün!

Yaşanılan ne olursa olsun şükretmeyi bilmeli insan. Daha da kötülerini olduğunu düşünerek.. Umudunu hiç bir zaman yitirmemeli. Ve hayattaki her şeyin bir imtihan olduğunu unutmamalı.

Sevgiyle kalın ..

Kuzey Karan’s Mom

kuzey3