KIZLAR PEMBE GİYER, ERKEKLER MAVİ…

Sosyal medyada son zamanlarda kızımı giydirme biçimim hakkında çok soru ve yorum alıyorum.

‘Melina’nın dolabında hiç pembe kıyafet yok mu?’

‘Neden kızınız sürekli tayt, pantolon giyiyor?’

‘Küçücük çocuklara gri, bej, siyah giydirmeyin!’

‘Neden Melina da, ….’nin kızı gibi etek, bluz giymiyor?’

Ne kadar meraklıyız insanların hayatının her alanına müdahale etmeye ve ne kadar kalıplaştırmışız kafamızda ‘Erkeler mavi giyer.’ – ‘Kızlar pembe giyer.’ diye.

Ben kızıma kıyafet seçerken, kendim de alıp giymekten keyif alacağım parçaları seçmeye çalışıyorum. Elbette onu bir yetişkin gibi giydirmekten bahsetmiyorum. Zaten buna da aşırı karşıyım.  Çocukluğunu yaşayacağı, hareket özgürlüğünü kısıtlamayacak kıyafetlerden bahsediyorum aslında. Çünkü ben kendim de ‘Güzel görünmek için, bir kadının can sıkıcı kıyafetler içine girmesi gerekir!’ felsefesine inanmıyorum. Hayatımın hiçbir döneminde de bunu kabullenmedim. Aynı şekilde, ‘Kız gibi’ görünecek diye, Melina’nın oyun çağında hareketlerini kısıtlayacak bir mini etek ve pembe bluz giydirmeyi neden tercih edeyim ki?

Ben yeni nesil annelerin çoğunun benim gibi düşündüğüne inanıyorum ve çevremde bu gibi örnekleri görüyorum. Bu yüzden daha özgür ve rahat nesiller yetiştiğine inanıyorum.  Aynı şekilde çocuğun kendi kıyafetlerini seçme, kendi kendine karar verme yaşı geldiğinde de, gerekmedikçe müdahale etmeyen annelerin arttığını, böylece daha da özgüvenli bir neslin geldiğini görüyorum.

Renklerin cinsiyeti değil, enerjiyi yansıttığına inanıyorum ve ortada cinsiyeti yansıtma gibi bir durum varsa bunun toplumun dayatması olduğunu düşünüyorum. Pespembe kıyafetlerle dolu dolaplar masum bir kız çocuğunu mu simgeler gerçekten de? Yoksa onlara gelecekteki annelik ve kadınlık rollerini bilinç altında bu yaştan dayatmak mıdır asıl hedeflenen?   Neden ki?

Ben bu tarz dayatmaları maalesef kabul etmiyorum. Daha küçücük bir kız çocuğuyken oyuncak bebeklerle oynarken dayatıldı bana anne olmam gerektiği. Anne olma çağına geldiğimde bunu uzun süre başaramadığımda kendimi çok eksik hissettim. Oysaki işte ben bu yüzden kızımın arabalarla da oynamasına izin veriyorum…  Mavi, siyah, gri, bej, sarı giymesine de… Ben şu an, nasıl ki her gün pembe giymekten keyif almıyorsam, kızımın da bir birey olduğunu ve keyif almayabileceği ihtimalini düşünüyorum.

Saçını beline kadar uzatmak yerine rahat etsin diye kestirebiliyorum. Prototip bir prenses değil, bir birey yetiştiriyorum. Ayakları yere sağlam basan, kalıplaşmış önyargılardan uzak. Özgüvenli…

Ayrıca oğluna pembe rengini tarz bir şekilde giydirebilen ve erkek çocuğunun saçını uzatan annelere de bayılıyorum!

 

Sevgiler;

Merve Öztürk