KADIKÖYŞİFA İLE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ TÜP BEBEK DESTEK SEMİNERİ

0

TÜP BEBEK DESTEK SEMİNERİ

NEFES

Geçen haftalarda sevgili arkadaşım Esra Ertuğrul ile birlikte, Kadıköy Şifa Hastanesi’nin bilimsel sponsorluğunu üstlendiği harika bir seminer gerçekleştirdik. Doğru Nefes almanın doğurganlık üzerindeki pozitif etkilerinden bahsettiğim seminerde, arkadaşım Esra da, Tüp Bebek Koordinatörlüğü yaptığı dönemdeki deneyimlerinden bahsetti.

www.bebeimgeliyor.com

IMG_1074

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Yasemin Yakut, doğurganlık hakkında bilmemiz gerekenleri ve çiftlerin ne zaman yardımcı üreme tekniklerine başvurması gerektiğini açıkladı.

yasemin yakut

NE ZAMAN  ?

Uzun süre gebe kalmayı erteleyecek çiftlerin rezervlerinin iyi olduğundan emin olmaları gerektiği konusunda uyaran KadıköyŞifa Sağlık Grubu Ataşehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Yasemin YAKUT, üremeye yardımcı tekniklere ne zaman müracaat edilmesi gerektiğini anlatıyor.

Gebe kalabilmek, çocuk doğurmak bir kadının doğurganlığının göstergesidir. Adet görmeye başladığımız yaştan   menopoza kadar doğurganlık devam eder. Yaş ilerledikçe doğurganlık yetisi azalır. Gebe kalma olasılığı;

  • Genç yaşlarda %85
  • 35 yaşından sonra %25 iken
  • 40 yaşından sonra %10 a düşer

Kadın döllenme hücresi yumurta ile erkek döllenme hücresi spermin birleşmesi ile gebelik oluşur.

Anne karnında 5 aylık bir kız çocuğunun yaklaşık 6-7 milyon yumurtası vardır. Doğumla bu sayı 1-2 milyona inerken ergenlik döneminde 350-400 yumurta seviyesindedir. Yumurta; beyinden yumurtalığa kadar çok mükemmel çalışan bir seri üretimin ürünüdür ve yumurtalık içinde folikül denilen içi su dolu boşluklarda saklanır.

Yumurta ile spermin birleşmesi her zaman yumurtalık kanalında olur ve birleşme sonucu oluşan tek hücre bölünerek çoğalır. Kanaldan yuvarlanarak aşağı kayar ve rahim içinde yerleşir. Artık döl yatağına yerleşen fetus burada büyümeye devam eder ve gebelik gelişir. Şayet bu yolculuk rahim içine doğru olmaz  da kanalda kalıp büyümeye devam ederse buna dış gebelik denir.

Sigara, stres ve fazla kilo doğurganlığı olumsuz etkiler.

Boy ve kilo alınarak bir formülasyon ile Vücut Kütle İndeksi =VKI hesaplanır. Gebe kalmak için ideal oran VKI nin 20-24 aralığında olmasıdır.

  • VKI = 25-29 arası kilolu
  • VKI= 40 aşırı kilolu
  • VKI=30-39 yüksek kilolu kabul edilir.

Gebe kalmayı planladığımız andan itibaren folik asit dediğimiz vitamin ile doğurganlık desteklenmelidir. Folik asit B vitamini türevi olan bir esre elementtir. Daha çok marul, bezelye, dere otu, brokoli, ıspanak, yeşil biber gibi yeşil sebzelerde bulunur. Badem, avakado, ceviz, muz ve kavun da da doğal olarak bulunmaktadır. Ancak diyetle almanın yeterli olmadığı, gebe kalmadan önce folik asit başlanmasının ve gebeliğin 12. Haftasına kadar kullanmanın bebeğin sinir sistemi üzerine olumlu etkisi kanıtlanmış bilimsel bir gerçektir.

  • Uzun süren eğitim dönemi
  • Kariyer planları
  • Sosyal hayattan kopmak endişesi
  • Maddi kaygılar
  • Çiftlerden birinin bebek sorumluluğu için hazır olmaması

gibi nedenler ile çiftler günümüzde çocuk sahibi olmayı geciktiriyorlar.  Şayet bir sorun  var ise bunu bilmeden gereksiz bir şekilde yıllarca korunmak sonra da bebek sahibi olmayı istedikleri anda artık çok geç denmesi kaçınılmaz oluyor.

Bizim önerimiz; çiftler uzun bir süre gebe kalmayı erteleyecek ise rezervlerinin iyi olduğundan emin olmak gerekir. Bu kapsamda kadın ve erkek ayrı ayrı değerlendirilir.

ERKEKte ; sperm sayısı/ spermin hareketliliği/ yapısı değerlendirilir.

KADINda ;  jinekolojik öyküsü ve geçmişi, ultrasonlu muayenesi, hormon testleri, yumurtalık kanal filmi değerlendirilir.

Kadın ve erkeğin doğurganlık kapasitesi bir çok nedene bağlı olarak değişiyor.

KADINLARDA: Düzensiz adet, ağrılı adet, aşırı tüylenme, yoğun sivilceler, göğüsten süt gelmesi, geçirilmiş operasyonlar, radyoterapi-kemoterapi görmüş olmak, şeker hastalığı sayılabilir.

ERKEKLERDE: Aşırı kıllanma, çocukken geçirilmiş fıtık operasyonu, çocukta geçirilmiş ateşli hastalık, kimyevi maddelere maruz kalma, radyasyon-kemoterapi almış olmak, genital yapı bozukluğu varsa ise doğurganlık üzerine olumsuz etkilerinin olduğunu düşünüyoruz.

NE ZAMAN TÜP BEBEK?

  • Kanallarda hasar varsa
  • Spermogramda sorun varsa
  • İleri yaşta açıklanamayan kısırlık varsa
  • Bir yıl boyunca düzenli cinsel yaşama rağmen gebelik yoksa

Yeni evli çiftlerde 30 yaş altında 1 yıl , 30-35 yaş aralığında 6 ay bekliyoruz. 35 yaş üzerinde beklemeden tüp bebeğe yönlendiriyoruz.

 

Embriyolog Engin Enginsu ise, Tüp Bebek yöntemindeki son gelişmeler hakkında bizi bilgilendirdi.

engin enginsu

GELİŞMELER TÜP BEBEKTE BAŞARIYI YÜKSELTİYOR …

Tüp Bebek uygulamalarının, öncesinde hem kadın hem de erkek partnerin üreme yetilerinin çok iyi değerlendirilmesi gereken uygulamalar olduğu konusunda uyaran KadıköyŞifa Sağlık Grubu Kadıköy Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Direktörü Dr. Engin Enginsu  bu tedavi yönteminde gelişen laboratuarların sürece olumlu katkı sağladığını belirtiyor.

Kadınlarda başarıyı etkileyen en önemli başlıca faktörler yaş, polikistik over, tubal faktörler, rahim içi faktörler olarak sayılabilir.

Erkeklerde ise sperm’e ait faktörlerin yanı sıra spermin meni yada testisten alınması da başarı şansını etkileyen faktörlerin başında gelmektedir.

Asıl başarıyı sağlayan en önemli unsur ise tüp bebekte ekip çalışmasıdır. Tüp bebek laboratuarları her ne kadar işin mutfağı olsa da hasta hazırlanması sırasında yapılacak hatalar sonuçta laboratuara gelecek yumurta (oosit) ve sperm hücrelerini etkileyecektir. Bu nedenle klinisyenler ile embriyologlar arasındaki uyum bu başarının altında yatan en önemli faktördür.

Hasta hazırlığı aşamasında sadece kadın hastalıkları ve doğum uzmanları değil, ürologların, dahiliye uzmanlarının hatta psikiyatristlerin de katılımı ile bir bütün oluşturmaktadır. Ancak bu işbirliği sonucunda doğru teşhis ve doğru stimülasyon (hormonal uyarma) protokollerinin seçilmesi ile çiftlere en iyi hizmeti vermek mümkün olacaktır.

Başarılı bir hazırlanma dönemini tamamlayan hastada sonuca gitmekteki en önemli adım ise güncel teknolojik donanımları ve bilgi tecrübesi ile zenginleştirilmiş tüp bebek laboratuarlarıdır.

Özellikle tekrarlayan başarısız tedavilerden sonra yapılacak tekrar denemelerde;  laboratuardan önce çiftin klinik incelenmesinin tamamlanmış ve embriyonun rahime yerleştirilmesi için optimal ortamın sağlanmış olması gerekmektedir. Tüm bunların laboratuar ile birleştiği nokta ise, çiftin embriyolarına uygulanan embriyo kültürü (embriyo gelişimini sağlayan sıvılar içerisinde bekletme) için alternatiflerin araştırılması ve uygulanmasıdır.

Özellikle son yıllarda sadece tüp bebek hastaları için değil daha önceden gebelik yaşamış ama canlı bebek sahibi olamadan kaybetmiş çiftler için laboratuarda çözümleri üretmeye yönelik çalışmalar yapılmaktadır.

Tüp bebek tedavilerinin ilk kez uygulandığı 1978 yılından beri süreç içerisinde hem klinik uygulamalar hem de laboratuar çalışmalarında önemli gelişmeler olmuştur. Sperm ile ilgili çalışmalar yoğunlaşmış ve spermin sadece sayı, hareket ve şekil bozukluklarının değerlendirilmesinin yetmediği ortaya konmuştur. Bunun üzerine özelikle sperm DNA sı ile ilgili bozuklukların saptanabilmesi için çalışmalar yapılmış ve sonucunda HBA (hyaluronan binding assay) gibi pratik ve kolay değerlendirilebilir yöntemler ile sperm dölleme özelliklerinin daha iyi değerlendirilmesi mümkün olmuştur.

Sağlık uygulamalarındaki en önemli nokta; tanısı konulan bir özelliğin tedavisinin de yapılabilmesinin sağlanmasıdır. HBA testi sonucu bozuk olan hastalarda ise mikroenjeksiyon sırasında DNA sında kırıkların olmadığını bildiğimiz spermlerin seçilmesine yönelik tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Bu uygulamalar ile döllenme, embriyo gelişimi problemleri ya da sperme bağlı erken gebelik kayıplarının da önüne geçilmeye yönelik çalışmalar yapılabilmektedir.

Özellikle son yıllarda embriyoların içinde geliştirildiği kültür sıvılarındaki katkı maddeleri ise hem daha yüksek gebelik oranlarının sağlanması hem de oluşan gebeliklerin canlı doğuma kadar gidebilmesini sağlayacak niteliktedir.

Özellikle 90 lı yılların sonlarında gündeme gelen embriyolarının genetik yapılarının araştırılmasına yönelik çalışmalar her ne kadar ümit verse de başarı oranları ne yazık ki beklenenin altında kalmıştır.

Genetik yapısının normal olduğu bilinen embriyoların rahim içerisine transferinde incelenebilen 5 ila 9 kromozom nedeni ile sınırlı oranda sağlıklı bilgi vermekte idi. Ancak son yıllarda geliştirilen ‘micro araay CGH’ yöntemi ile çiftlere ait embriyolardaki tüm kromozomları incelenebilmektedir. Bu yöntem sayesinde genetik araştırmalar yönünde önemli adımlar atılmıştır.

Laboratuar konusunda en önemli yenilik ise, embriyoların geliştirildiği ortamların doğal ortamlara yakınlaştırılmasına yöneliktir. Rahim içerisinde embriyolar karanlık, belli oranda nemi olan ve oksijen ve karbondioksit oranlarının stabil olduğu ortamda gelişmektedir. Tüp bebek uygulamalarında da ortam suni olarak inkübatörlerde sağlanmaktadır. Ancak özellikle embriyo kontrolünün yapıldığı zamanlarda embriyolar kısa süreliğine dışarıya çıkarılarak değerlendirilmekte ve laboratuar stresine maruz bırakılmaktadır.

Bu konudaki en yeni gelişme ise; yumurtaların dölleme işlemi yapıldıktan rahime transferine kadar geçirdiği sürenin kesintisiz olarak inkübatör içerisinde kalarak sürdürülmesine olanak sağlayacak sistemlerdir. Embriyo gelişimi ise 2 dakikalık süreler içerisinde tek tek fotoğraflanabilmekte, bu fotoğrafların birleştirilmesi ile bir film oluşturulabilmektedir. Bu gelişimin izlenmesi ile de en sağlıklı gelişmeyi gösteren embriyonun seçilebilmesi sağlanabilmektedir. Bu sistem bilgisayar ortamında dışarıdan her yerde takip edilebilmekte ve zamanında doğru müdahalenin yapılabilmesi mümkün olmaktadır.

 

Sevgiler;

Melina’s Mom