İncinebilir Çocuk Sendromu ile Nasıl başa çıkılır?

Bugün sizlerle ebeveynler ve çocuklar arasındaki en önemli bağlardan biri olan ‘iletişim’ hakkında bir yazı paylaşmak istiyorum. Çocuklarımızla ‘doğru ve etkili bir iletişim nasıl kurabiliriz? ya da ‘iletişimimizdeki sorunların üstesinden nasıl gelebiliriz?’ gibi, tüm annelerin zaman zaman içinden çıkmakta zorlandığı soruların cevabını Uzman Klinik Psikolog Kübra Güven Dirican’ın görüşleriyle birlikte sizlere aktarmaya çalışacağım.

306029

İncinebilir Çocuk Sendromu Nedir?

17 Kasım Dünya Prematüre Bebek Günü’nde bir kez daha farkına vardığımız, hayata geçirilen sosyal sorumluluk ve farkındalık projeleriyle de dikkat çekmeye çalıştığımız ‘prematüre bebek ve annesi olmak’ konusu her anne adayının yüzleşmekten çekindiği bir konu. Her annenin hayalini kurduğu bir şey değil midir bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına almak, koklamak ve o sıcak tebessümü hissedebilmek… Sürpriz bir şekilde erken doğumla dünyaya gelen bebeklerin ailelerine yaşattığı o korku ve endişe dolu günlerin en yakın arkadaşı olur ‘kendi başına nefes almaya başladı mı?’, ‘bugün ne kadar süt içebildi?’, ‘ben ilk kez ne zaman dokunabileceğim?’ gibi sorular. Anne ve bebek arasındaki bu ve buna benzer olumsuz süreçlerin etkilerinin görüldüğü, ilişki bozukluklarının ve beraberinde gelen ‘incinebilir çocuk sendromu’ gibi durumların yaşandığı dönemlerde doğru bir ilişki yönetiminin yapılabilmesi de hayati bir önem taşır.

Ebeveynler tarafından kaybedileceğine inanılan bebeklerin, daha sonra sağlıklı hayat sürseler bile ebeveynleri tarafından kolay incinebilir, hastalığa yatkın olarak algılanması ve bunun sonucunda çocukları ile olan ilişkilerinde tedirgin ve aşırı koruyucu bir tutum sergilemeleri bu sorunların temelini oluşturuyor. Eğer çocuğunuzda; bebeksi konuşma ve davranışlar, ayrılık anksiyetesi – seperasyon anksiyetesi, beden sağlığı konusunda aşırı tedirgin olma ve okul başarısızlığı gibi farklılıklar gözlemliyorsanız bir an önce doğru bir ilişki yönetimi haritası çizmeniz gerekiyor olabilir.

Defiance

Çocuklarımızla sağlıklı ve doğru bir iletişim nasıl kurabiliriz?

Her ebeveynin hayalidir çocuklarıyla arkadaş gibi olabilmek… Bu arkadaşlık; sınırları belli olan, küçüğün büyüğe saygı duyduğu ve şımarık tavırların sergilenmediği bir boyuttaysa her şey güzeldir ama yine de onların çocuk, bizlerin de anne baba olduğu ve bu kavramların farklı sorumluluklarının olduğu hiç bir zaman unutmamalı, göz ardı edilmemelidir. Çocuklarımızı ciddiye almak, tüm dikkatimizi onlara vermek, sen ve ben yerine ‘biz’ demek, hoşlanılmayan hareketler yapıldığı zaman bile yalnızca hareketi eleştirmeye kişiliklerine müdahale etmemeye özen gösterilmelidir.

Belkide birlikte yazıyı okuyan çoğu anne ‘ben zaten bunları yapıyorum ama yine iletişimimizdeki sorunları aşamıyoruz!’ diyor olabilir. Çocuklar ve aileleri arasındaki iletişim ve ilişki kurma eğilimlerini etkileyen bir diğer konun da ‘aile yaklaşımları’ olduğunun altını çizmek gerekiyor. Farkında olmadan dahil olma ihtimalimizin bulunduğu otoriter, ilgisiz ve kayıtsız, koruyucu, demokratik ve tutarsız aile gibi 5 farklı aile modeli ve her modelin çocuklar üzerinde farklı etkileri mevcuttur…

Otoriter Aile Modeli ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri;

* Çocuk her kurala uymak zorundadır.

* Katı ve sert bir disiplin uygulanır.

* Çocuğun hata yapmasına fırsat verilmez.

* Aile mutlaka çocuğun hareketlerinde kusur bulur.

* Çocuğun her işine karışan bir tavır sergilerler.

Çocuğun özgüveni gelişmez, pasif, silik, çekingen ve kolay etki altında kalan bir yapıya bürünür. Sürekli eleştirilme veya şiddet çocuğun ruhsal yapısını bozar. Çocuk kolayca ağlamaya başlar. Arkadaşları ile uyumsuz ve kavgacı olabilir. İleri yaşlarda sıkıntılar karşısında dayanaksız ve çaresiz kalır.

İlgisiz ve Kayıtsız Aile Modeli ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri;

* Aile aşırı rahattır. Çocuğun sorumluluklarından kaçma davranışları vardır.

* Ana baba çocuğa örnek bir model olamaz.

* Çok çocuklu ailelerde rastlanma ihtimali daha fazladır.

* Çocuğun dünyasına girmek gibi bir kaygıları yoktur.

Çocuk bencil ve şımarık olur, anne babasının dikkatini çekmek için alışılmadık davranışlar sergiler. Aile çocuğa model olamadığı için çocuk kendine başka modeller seçer. Çocuk vaktinin tümünü arkadaşlarıyla geçirir.Genç yaşta çocuk zararlı alışkanlıklar edinmeye meyilli olur.

Koruyucu Aile Modeli ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri;

* Otoriter aile tipine çok benzer.

* Aralarındaki fark bu aile tipinde şefkat, koruma güdüsü disiplinin önünde gelir. Çocuğa gereğinden fazla özen ve kontrol gösterilir.

* Özellikle anneler bu tip tavır sergiler.

* Çocuğun kendi yapması gereken işler bile koruyucu anne babalar tarafından yapılır.

Çocuk aşırı duygusal olur ve ileri yaşlarda bile etrafına bağımlı olur. Toplum içinde kendi başına iş yapma cesaretini bulamaz. Çocuk anne babasından ayrı kalamaz ileri yaşlarda bile sürekli anne babasının yanında olmak ister.

Tutarsız Aile Modeli ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri;

* Genellikle genç ebeveynlerde ve ilk çocuğun yetiştirilmesinde görülür.

* Eşlerin çocuk yetiştirmeye farklı bakmaları ve bunu çocuğa yansıtmaları temel sebeptir.

* Baba otoriter ve baskıcı iken anne koruyucu bir tavır sergilerse bu da çocuğa yansırsa tutarsız aile oluşur.

Çocuk inatçı, asi ve hırçın olabileceği gibi içine kapalı ve pısırıkta olabilir. Çocukta dikkat eksikliği olabilir, çocukta yalan söyleme gibi hastalıklar başlayabilir. Çocuk anne veya babadan birisine çok yaklaşırken diğerinden uzaklaşabilir.

Demokratik Aile Modeli ve Çocuklar Üzerindeki Etkileri;

* Mükemmele en yakın aile tipidir.

* Belirli kurallar ve kısıtlamalar mutlaka vardır.

* Evde herkesin söz hakkı vardır. Çocukta kendini ifade edebilir.

* Duygu ve görüşlere saygı vardır.

* Yanlışları sebebiyle çocuğa yaptırım uygulanır ama koyulan kurallar çocuğun anlama seviyesine inilerek mantıklıca izah edilir.

Özgüven sahibi bireyler yetişir ve bu çocuklar kendini rahat ve kolayca ifade edebilir. Çocukta asilik ve kavgacılık görülmez, ileriki yaşlarda kendi ayakları üzerinde rahatça durabilir. Bu pozitif etkilere bağlı olarak farklı hobilere yönelmesi daha sık görülür.

Kaynak:

Uzman Klinig Psikolog;
Kübra Güven Dirican

Medivia Hospital Prematüre Bebek Haftası Sunumu