FAKAT bence bir çoğumuzdan fazla…

Onunla ilk Trattoria Enzo etkinliğimiz öncesi yaptığımız toplantıda tanıştım. Buluşmaya giderken bu kadar eğlenceli, muhabbeti keyifli, bir o kadar da kocaman yürekli bir kadınla tanışacağım aklımın ucundan geçmezdi.

İki çocuğu, bir köpeği, iki de kedisi vardı. Çok renkli bir kişilikti. Yüzünde oturmuş bir mutluluk ifadesi vardı. Kahkahaları yan masadakileri imrendiren cinstendi…

‘Koruyucu aileliğe başvurdum, kızımı bekliyorum.’ dedi birden sohbetimizin ortasında. O kadar samimi ve sıcak bir muhabbet dönüyordu ki, gözlerimin dolmasına engel olamadım.

‘Nasıl cesaret ettin, ne kocaman bir yüreğin var.’ dedim.

‘Neden ki? Benim sevgim ona da yeter.’ dedi. İnanamadım… Hayran kaldım.

Nihal’in kızının eve geldikten sonraki hislerini anlattığı bu güzel söyleşiyi sizlerle de paylaşmak istiyorum izin alarak. Bu konuyu düşünenleriniz varsa yüreklenmeniz umuduyla.

1.‘Kendi cennetinizi yaşayın’ derken, kendine hepimizden farklı bir cennet yarattığının farkındasın değil mi? Hadi bunu yapmaya ilk ne zaman ve nasıl karar verdiğinden bahsederek başlayalım… 

Cennet annelerin ayağı altındaysa eğer ben bana ait olan cennetimi paylaşabildiğim kadar çok kişiyle paylaşmak istiyorum. Paylaşma arzusu ile çıkılan bir yol benimki. Sevgim sadece biyolojik çocuklarım ve yakın çevreme yetecek kadar olmamalıydı, sevilmesi gereken, buna ihtiyaç duyan çok fazla canlı vardı. Bu düşünceler, ben daha evli değilken, hatta aklı bir karış havada, gezip eğleniyorken hep aklımdaydı. Ne olursa olsun en azından bir çocuğu evlat edinecektim. Sonra evlendim, iki tane biyolojik yavrum oldu. “Heh tamam” dedim zamanı geldi. Bu arada hep içinde oldum bu konunun, araştırdım. Koruyucu Aileliği bilmiyordum, öğrendim. Yuvalardaki pek çok çocuğun evlat edindirilme statüsünde olmadığı için ömür boyu yuvalarda kaldığını. Yuvalarda pek çok imkanın olduğunu ama ailenin, aile sevgisinin olmadığını, büyüyüp devlet korumasından ayrılan, hayata atılan pek çok gencin intihar ettiğini. Daha bir sürü şey… Araştırdıkça, içimdeki güç, tutabildiğim kadar eli tutma isteği büyüdü. Sonra da geldiğimiz nokta bu işte.

2. Seni en çok etkileyen an ne oldu peki? Söylediği bir söz, bir bakış… O ilk duygusal bağ nasıl kuruldu?

Beni en çok ilk karşılaşmamızda odaya girdiğinde hem bizi çok merak edip hem de utançtan kafasını yerden kaldıramayan, omuzları düşük o küçük kız etkiledi. İnan kendimi bıraksam, sesli sesli ağlayarak saatlerce koşardım. Kalbim öyle burkuldu ki, bir sürü düşünce, nefret, sevgi, hayata isyan, sarıp sarmalama, mesuliyet, teslimiyet, hepsini, tüm duyguları üç saniyede yaşadım.

3. Ülkemizde koruyucu aile olmanın zorlukları var mı? Seni bu süreçte en çok hangi durumlar şaşırttı?

Ülkemizde koruyucu ailelik pek bilinmiyor maalesef. Evlat edinme ya da gönüllü aile olma ile karıştırılıyor. Başvuruda tüm aile fertleri için evrak hazırlamak gerekli ve bu evraklar içinde sağlık raporu var. Bu raporların, devlet, üniversite hastanelerinden alınması gerekli. Ama orada çalışanlara, doktorlara, koruyucu aile olacağınızı anlatamıyorsunuz mesela. Gereksiz testler ekleniyor, heyet raporu bekleniyor ama aslında heyet raporuna ihtiyacınız yok. Heyet raporu için, aileniz kalabalıksa yüksek bir ücret ödemeniz gerekebiliyor. Neden? Bunu hiç anlayamıyorum. Neden bu konuda yardımcı olunamıyor? Öncesinde ve sonrasında sağlık konularında desteği yetersiz buluyorum ki, bizim kalben yavrularımızın genellikle desteğe ihtiyaçları oluyor.

4. Bu süreçteki en büyük destekçin kim oldu?

En büyük destekçim eşim ve sonra bana hiç sorun çıkarmayan yavrularım, tüm ailem. Eğer evli iseniz tek başına çıkılabilecek bir yol değil, her konuda tam destek ve anlayış ile el ele gidilmeli.

Ve tabii ki İstanbul Koruyucu Aile Derneği ( www.istanbulkoruyucuaile.org.tr ) ve Abdullah Oskay (Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği).  Tüm içtenlikleri ile hemen ilgilenip, dinleyip, anlatıp, ailenize benzer diğer koruyucu aileler ile görüştürüp tam destek sağlıyorlar. En önemlisi de o kadar aileden birileri gibi yaklaşıyorlar ki “evet ben yalnız değilim” diyorsunuz.

Son olarak canım koruyucu aile arkadaşlarım. Oscar töreni teşekkürü gibi oldu ama o kadar iyi ve çıkarsız destek ki hepsi, hiçbirini atlamak istemiyorum 🙂

5. Çocuklarının bu yeni kardeşi kabul etmemelerine dair bir endişen oldu mu?

İnan hiç olmadı, hatta aklıma hiç gelmedi, hiç endişelendirmedi bu konu beni. Oğullarım eve sürekli bir canlı eklenmesine alışık 🙂 Ve sürekli bu konuda korkutmayacak, acındırmayacak hikayeler uydurup anlattım. Yazılmış olanları (Uğur Böceği Kapınızı Çalarsa) alıp okudum bolca.

6. Maddi ve manevi olarak kendini nasıl motive ediyorsun?

Maddi konular motivasyon değil bana. Manevi olarak da etrafıma bakıyorum ve “İyi ki” diyorum bağıra bağıra.

7. İmkanları el veren ailelere ‘koruyucu aile’ olmaları için neler söylemek istersin?

Bir çocuğa sevgi vermekten, başkalarının çocuklarını sevmekten, sarılmaktan korkmasınlar. O kadar farklı ve kişinin, kendisini fazlasıyla geliştiren bir yol ki asla pişman olmadım. Aksine hep daha fazla ne yapabilirim diye araştırıp, işin içinde olmaya çalışıyorum.  Bizlere ulaşıp, yazıp, arayıp kafalarına takılan her konuyu sorabilirler. Koşup gideriz yanlarına, anlatırız saatlerce. Korkmasınlar, çekinmesinler.

Bir çocuk bile,  benden esinlenen birisiyle kavuşup, aile sevgisi ile yaşamaya başlarsa tüm çabalarıma değmiş demektir.

Sadece, sevgiye, aileye ihtiyacı olan o kadar fazla çocuk var ki… Sevginizi saklamayın, paylaşın, inanın tarifi yok.

Sevgiler.

Nihal’i takip etmek isterseniz İnstagram’da @herkes_kadar_anneyim