CESARET

0

Yeni haftaya başlarken…

Yıl biterken son son yazmak istediklerimi, aklımın bir köşesinde beklettiklerimi kaleme almak istediğimi farkediyorum. 2017 yılını ne kadar dolu geçirirsem o kadar içim rahat olacakmış gibi hissediyorum. Hazır bu sıralar kalemle kağıdı elimden düşürmez olmuşken bloğumuda boş bırakmayayım diyorum. Sanırım yeniden kitap okumaya zaman ayırmamın bir yan etkisi bu. Aklımın bir köşesine attıklarımı unutmamak için not almak, o notları toparlamak için temize geçmek derken yavaş yavaş yeni kitabım ‘Yeni Bir Ben’in yapraklarının belirmeye başladığını farkediyorum. Çok heyecanlıyım! Çünkü herkesin bildiği bir hikayeyi kağıda dökmekten çok daha zor bir süreç ‘Yeni Bir Ben’. Şu an bunu yazarken bile yüzümde bir gülümseme belirdi. Neden mi? Çünkü zor bir süreç desemde aslında beni son derece motive eden bir süreç bu. Kendimi geliştirmek için sürekli okuyorum, farklı kültürleri tanımak için seyahat etmeye çalışıyorum ve hatta tanımadığım insanlarla bol bol sohbet ediyorum. Yani kısacası kendimi besliyorum. Bu yüzden yeni kitabım benim içinde gerçekten ‘Yeni Bir Ben’ olacak. İçimden yeni bir Merve’nin çıkmasını sağlayacak, hissediyorum!

Peki nelerden esinleniyorum? Yazabilmek gibi muazzam olan bir duyguyu yaşamaya nasıl cesaret edebiliyorum? Nereden aklıma geliyor tüm bunlar?

Eminim ki bir çoğuzun aklını bu tip sorular kurcalıyor. Belkide bir çoğunuz hayatını kaleme almak istiyor ama buna nasıl ve nereden başlayacağını bilemiyor. Bilemeyebilirsiniz bu çok normal, çünkü inanın bende öyleydim. ‘Bu blog yazılarım bir gün tek bir defterde toplansa nasıl olur acaba?’ diye kendi kendime sorardım ve sonra ‘Aman kim okuyacak ki!’ diyerek bu fikri kendimden uzaklaştırırdım. Çünkü o zamanlar eksik olan bir şeyim vardı:

‘Cesaret’!

Kendinizi cesur hissediyor musunuz?

Merak ediyorum çünkü benim hikayemi kaleme alabilmeyi cesaret etmem bir hayli uzun sürdü. İç güdüsel olarak sevildiğini bildiğim halde hikayemi daha büyük bir kitleyle ve asla silinip gidemeyecek bir şekilde yazmak beni biraz korkutmuştu. Bunu bir şekilde kırmak istiyordum ama nasıl? Hayatımızda büyük adımlar atabilmekten korkmak bize öğretilmiş bir şey miydi? Yoksa bunu biz mi tercih ediyorduk? Bir dakika! Ben zaten tüm bunları kırarak bir adım atmayı başarmış ve mucizevi bir şekilde anne olmamış mıydım? Şimdi bu korkuyu yaşamak bana yakışmazdı ve başkalarınında umuda tutunabilmesi için yazmam gerekiyordu. Kendime bunları hatırlata hatırlata bir adım attım ve ‘Seni Beklerken’I okuyucuyla buluşturmayı başardım. Yani aslında cesaretim içimde bir yerlerde saklıydı ve doğru zamanda keşfedilmeyi bekliyordu. Şimdilerdeyse yine zaman zaman aynı hislere boğuluyorum. ‘’Yeni bir kitap yazacağım ama nasıl olacak?, Ya bu seferki hikayem sevilmezse?’’ bu sorular aklıma gelmesin diyede bol bol okumaya zaman ayırıyorum. Hafta sonu gazete dergi, hafta içi Melina’sız zamanlarımda farklı türlerdeki kitapları…  İnanın çok iyi geliyor.

Örneğin yeni cesaret kaynaklarımdan birini hafta sonu okuduğum bir Ayşe Arman röportajından aldım. Fazıl Say’la bir araya gelmişler, dünyanın ve ülkemizin yaşadığı sorunlardan, sanata, müziğe ve baba olmaya kadar her şeyi tüm açıklığıyla konuşmuşlar. Röportaj çok net, samimi ve bir o kadarda etkileyiciydi. Aşağıda yazacağım soru ve cevap bende bir şeyleri canlandırdı ve kitabım için notlar almama sebep oldu;

 Ayşe Arman: “Evrendeki iyiden asla vazgeçme!” diyorsunuz. Bizi iyilik mi kurtaracak?

Fazıl Say: Kesinlikle! İnsan iyi hissederse iyi yaşar. İyiyle sarmaladığında iyi şeyler üretir. İyi hissetmeyi, iyiye inanırsa bulur. İyiyi kimi insan Tanrı’da bulur, kimi meleklerde… Kimi çiçeklerde, kimi ağaçlarda, kimi aşkta, kimi sevgilide, kimi çocuklarda, kimi de benim gibi müzikte…

Röportajın tamamı için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/evrendeki-iyiden-asla-vazgecme-40673315

Sevgiler,

Merve İpek Öztürk

Paylaş
Önceki İçerikHUZUR
Sonraki İçerikMUCİZE BEBEK