BURCU’NUN GEBELİK GÜNLÜĞÜ

5. AY

Tık tık tık! Kimse yok mu?

20.Haftam geldiğinde nihayet hamileliğin en mükemmel hissiyle ben de tanıştım. İçimde onu hissetmeyi öyle sabırsızlıkla bekliyordum ki , ilk kıpırtıda hemen koltuğa uzanıp elimi göbeğime koyup beklemeye başladım. “Buradayım” dedim, seninle uzun bir serüvene çıkacağız ve ben senin ilk andan itibaren yanında olan tek yol arkadaşın olacağım. Dakikalarca bekledim tekrar hissetmek için… İçeriden tık tık vurduğunda evdeki herkese kanıtlamak ister gibi bir halim vardı.

Göbeğimi açıp herkese dinletmeye de çalışmadım değil hani ama kimse benim hissettiğim o kıpırtıyı hissedemedi tabi… Sonunda ‘Nasıl bir his acaba?’ diye sürekli merak ettiğim o hisse bende kavuştum. Artık bizde iletişimdeyiz. 🙂

Normalde duygularını kelimelere çok kolay döken biriyimdir. Özellikle yazarken, daha fazla özüme inebilirim. Hissettiğim şeyleri sayfalarca yazabilirim ama onu hissettiğim anda yaşadıklarımı o kadar rahat kaleme alamadım. Elimde kâğıt kalem dakikalarca düşündüm…

İçimde kıpırdayan bir şey var, benim bedenimde hayat buldu, bedenimden ayrıldığında da ben onunla hayat bulacağım.

Daha ilk oluşumundan beri onu koruyan benim.  Ona tüm bedenimle her imkanı veren, varlığını duyduğu andan itibaren onun için yaşayan da benim. Fakat hiç biri tam olarak hissettiğimi anlatmaya yetmez, yetmedi de zaten.

9 aylık bu sürecin en güzel hissi bu diyebilirim ki, aylar geçtikçe kesinlikle öyle olduğunu her geçen gün daha iyi anladım. Aramızdaki iletişim de gün geçtikçe gelişiyor. Ben tatlı yediğimde o bana küçük şovlar yapmaya başlıyor. O kendi oyun saatlerini belirledikçe, bende o saatleri ona ayırıyorum.  Gece 12 ile 2 arasını seçmese belki daha iyi olabilirdi ama şimdiden bana “uykusuz gecelere alış” da demek istiyor olabilir. Bunu doğduğu zaman tekrar konuşacağız 🙂

2. TRİMESTER DA NELER OLUYOR?!

Bu ay gündemimiz bir hayli yoğun. 2. Trimester; hamileliğin en hareketli dönemi bence. Sürekli yeni bir gündem oluşuyor ancak geçen yazımda bahsettiğim gibi en rahat dönemi mi artık emin değilim. Buna 3. Trimesteri gördükten sonra karar vereceğim. Küçük gündem maddelerini hemen kısaca geçeceğim, en büyük gündem maddesini sona saklıyorum. 🙂

Bu ay hamileliğin bana verdiği yetkilere dayanarak bir hayli duygusal ve bir o kadar da nazlı olmuş olabilirim. Çünkü vücudum bu ay bana açık açık “Hamilesin sen, ayağını denk al” der gibi. Hamilelik sürecinde en az bir kere insanın başına geldiği söylenen şeylerden biri benim de başıma geldi; idrar yolları enfeksiyonu ile bir iki gün ciddi böbrek ağrısı çektim. Her regl döneminde ağrı kesicilerle aşk yaşayan, en ufak baş ağrısında hemen ilaçlara sarılan ben, bu iki günde en az 10 kere elime aldığım ağrı kesiciyi “Biraz daha dayanabilirsin, yarım saat daha bekle geçmezse içersin Burcu” diyerek içmeyi erteledim. Doktorun içebileceğimi söylediği bir ilacı bile ya ona en ufak zarar verirsem korkusuyla geri çevirdim. Sanırım annelik duygusu insana böyle böyle yerleşiyor. Hep bir koruma iç güdüsü ile hareket etmeye başlıyor insan…

Tam bunu atlattım derken, içten içe ‘çok iyi gidiyorum ya ben aslında’ diyerek kendime nazar değdirmeyi başardım. Bir sabah şiddetli bir kramp ile uyandım ve tam 3 gün boyunca “artık dayanamıyorum” dediğim ağrılar çektim. Kalsiyum hapları, artan vitamin takviyeleri ile toparlandıysam da asıl ilacım kesinlikle “hamilelik masajı” oldu. İlk üç ay önerilmese de daha sonraki aylar için kesinlikle kurtarıcı olduğunu düşünüyorum. Değişen vücut yapısı, artan kilo derken vücut buna ihtiyaç duyuyor çünkü. Geçen hafta verdiğim “iksir” karışımımı da yanımda götürdüm, pek güzel oldu 🙂

EYVAH KİLO ALIYORUM!

Artan kilo demişken “Dikkat dikkat! Kontrolü kaybettik!” demek istiyorum. Nasıl olur demeyin çünkü oluyor, bu ay tam 4 kilo birden aldım. Geçen ayın +2 si ile birlikte 5. Ayımı +6 kilo ile kapattım ki kesinlikle dürüst davranıyorum asla aşırıya kaçmadım. Yeme düzenimde pek bir değişiklik olmadığını düşündüğüm için bu ay suçu hep 4. Ay ile birlikte başlanan vitaminlere attım. Bence bu kiloların onlarla kesinlikle bir alakası olmalı. Tabi bu durum tartılarla da arama mesafe koymama sebep oldu. 🙂

İSMİ NE OLACAK?

En önemli gündem maddesine gelince, tabi ki cinsiyeti öğrenmemiz ile birlikte başlayan “isim koyma” devri. Dünyanın en kararsız insanlarından biri olarak ben buna nasıl karar vereceğim merak konusu. Hayat boyu ona nasıl sesleneceğimizin kararını vermek benim için çok zor. Kaldı ki böyle konular zaten bir tek sizin kararınıza bağlı olmuyor. 🙂 Hatta asansörde karşılaştığınız komşunuz bile cinsiyetini sorduktan sonra “Yaman koyun Yaman, çok güzel isim” diyebiliyor. Gerisini siz düşünün…

Anneler, babalar, teyzeler, amcalar herkes bir isim söylüyor; biri diğerininkini beğenmiyor. Derken bizde de devreler biraz yandı bu ay. Tabi benim içten içe bebeğimizin kız olacağını düşünerek bilinçaltımda hep kız isimleri tutmuş olmamın da bunda bir katkısı olmuş olabilir. Hani her insan, özellikle anne adayları ‘Çocuğum olursa adını şu koyarım, bu koyarım.’ diye geçirmiştir içinden. Bazılarımız daha küçüklükten aklına koymuş olur isimini.

Ben de dönem dönem bazı isimlere takılmıştım ama şimdi o gün gelince hiçbir isim sanki tam olarak içime sinmiyor. Sonuç olarak her geçen gün değişen fikirlerimiz nedeniyle gündem uzun süre ”İsmi ne olsa acaba ya?”  olacağa benziyor. Biz ona bir süre daha “Çakır Bebek” demeye devam edeceğiz. Umarım bir dahaki yazıya kadar birkaç seçeneğe indirebilmiş oluruz, o zaman ben de sizinle paylaşırım.

Sevgiler;

Burcu