Eski Dost

0

Ne kadar zaman oldu seninle buluşmayalı… Oysa her şeyin başlangıcı, bu günlerimin mimarı sen değil misin? En sık aldığım sorulardan biri hep ‘Bu işe nasıl başladınız? Bu günlere nasıl geldiniz?’ oldu. Hep şunu söyledim. Bir sabah uyandığımda ben tanınan biri olacağım diye bir plan yaparak gelmedim bu günlere. Ya da çocuğumu paylaşayım da ilgi görsün, birileri bizi takip etsin diye…

Bir hikayem vardı paylaşmak istediğim, hiç kimse okumayacak olsa bile yazmak istedim. İyi ki de yazmışım ‘Çilekli dondurmamın hikayesi’ ni. İyi ki de bağrınıza basmışsınız bizi, iyi ki tanımışız sizleri. Bugün geriye dönüp baktığımda kendim ve kızım için muhteşem anılar biriktirdiğimi fakat bu yolda başlangıcım olan blogumu uzun süredir ihmal ettiğimi fark ettim. ‘Nasılsa artık kimse okumuyor.’ diyerek yaptım bunu. Oysa ki kimse okumasa bile diyerek başlamıştım ben yazmaya. Yeniden devam etmemin ne zararı olabilir ki?

Görüşmeyeli Melina 6 yaşında oldu. Seninle nerede kalmıştık bilmiyorum. En son nerede sana onu anlatmayı bıraktım. O çok akıllı bir kız çocuğu. Duygusal, anlayışlı, sabırlı, ağır başlı. Tıpkı kucağıma aldığım gün bakışlarından fark ettiğim gibi, olgun. Bu sene ana okulunu bitirdi.

Bir gün buralardan göçtüğümde ona onu ne kadar çok istediğimi, beklediğimi anlattığım uzunca bir mektubum var okuyabileceği ‘Seni Beklerken.’ isimli. Hatta bu blogda belki de yüzlercesi.

Umarım ileride buralarda gezinirken anneciğinin onu hep çok ama çok sevdiğini bilir.

Sen çok değerlisin Melina. Benim biriciğimsin. Yeniden dünyaya gelsem, yeniden yalnızca bir kere anne olma şansım olsa, milyonlarcasının içinde seni seçerdim. Tıpkı her annenin kendi çocuğunu seçeceği gibi. Bir tırnağının ucunda, saçının bir telinde değişiklik olsun istemezdim. Tıpkı bugünkü gibi, bütünüyle olduğun halinle isterdim seni.

Şimdi geldin başını omzuma yasladın. Doğum günümde söylediğin gibi ‘Annecim sen olmasan ben be yapardım.’ dedin. Aynı cevabı verdim. ‘Asıl sen olmasaydın ben ne yapardım annecim.’

Sevgiler,

Merve Öztürk