EMZİRMEK EMEK İSTER…

1

EMZİRMEK EMEK İSTER…

 

Melina’yı kucağıma aldığım ilk an, benim için mucizenin de ötesindeydi. Tam dört yıl süren zorlu bir mücadelenin ardından, kollarımda tuttuğum varlığa, benim olduğuna inanamayarak bakıyordum. Bebeğimi besleyecek yeterli sütü üretebilmem için uyumam gerekliydi ama yapamıyordum. Hemşireler geceleri bebeği yanımızdan alıp bakabileceklerini belirttiklerinde, benim için bunun ne kadar imkansız olduğunu bilmiyorlardı elbette. Gözlerimi kırpmadan onu izliyor, anın tadını çıkarmaktan ziyade, içimi kaplayan ‘Ya ona bir şey olursa?’ endişesine hakim olmaya çalışıyordum. Ama nafile…

Hastane odasında geçirdiğimiz 2 gece boyunca, gözlerimi kırpmadan yanımdaki o minik, mucizevi pembe çileği izledim. Hemşireler 2 saatte bir emzirmek için uyanmam gerektiğini söylemiş olsalar da bu çok gereksizdi, çünkü ben zaten hiç uyumuyordum ki!

İlk gün, Kolostrum denilen sütüm geldi. Çok şükür bebeğime yaşam ilacını sunabilmiştim. Ama daha hamilelikten itibaren içimde hep bir endişe vardı; ‘Ya bebeğimi emziremezsem?’

Nitekim ikici gün kontrolünde, doktorlar bezinde yeteri kadar çıkış görmediler ve sütümü sağmam gerektiği konusunda bana bilgi verdiler. Hemşirelerden biri, elinde kocaman bir hastane pompasıyla girdiğinde, başıma geleceklerden habersizdim… Tam 20’şer dakika sağdık iki göğsümü de… Ama tek göğsümden süt gelmiyordu. Bırakın süt gelmesini, kan gelmişti… Bebeğimi emzirebilmek için, gerçekten göğsümden kan gelene kadar sağmıştım…O anda içimi inanılmaz bir eksiklik duygusu kapladı. Lohusalığın da vermiş olduğu buhranla, saatlerce ağladım. Bebeğimi besleyecek yeterli sütü üretememiştim. Ben nasıl bir anneydim?

Melina’yı oto koltuğuna yerleştirip, eve yolculuk için hazırlanmaya başladığımızda, içimi garip bir his kapladı. Sanki bizimle eve geliyor olması, onu bize teslim etmeleri sıra dışı bir şeydi. Hala bu bebeğin benim olduğuna, onu evime götürmemiz için bize vereceklerine inanmıyordum. Araba hareket edip, hastaneyi yavaş yavaş geride bırakmaya başladığımız an, artık bu bebeğim bizim olduğuna, bizi yepyeni bir hayatın beklediğine inanabildim.

Araba yolculuğumuz boyunca, oto koltuğuna kıvrılmış, gözlerini sımsıkı yummuş mini minnacık yavrumuza hayretler içinde baktık. Baktıkça içimizde mutluluktan kuşlar kanatlandı, şaşkın bir ifadeyle birbirimize bıkmadan, bu duruma inanıp inanamadığımızı sorduk… Eve vardığımızda annem yardıma hazır bir vaziyette bekliyordu. Lohusalığım bitene kadar bizde kalması gerekiyordu çünkü ben bebeğime bir müddet bakıcı tutmayı asla düşünmüyordum. Bir şekilde ona doymam gerekiyordu, her saniye benimle olmalıydı. Bakımı hakkında, tedirgin olup yapamayacağım şeyler dışında, onu kimsenin eline vermeyi düşünmüyordum. Eve geldiğimiz gece her ne kadar uyuyabileceğimi zannettiysem de uyuyamadım. Tam 3 gün olmuştu ben hala 15 dakika bile uyumayalı.

Hastaneden çıkarken sarılığımız yüksek olduğundan, ertesi gün çocuk doktoruna kontrole çağrıldık. Sarılık testi için kontrole gittiğimizde, doktor bize 5 gün boyunca hastaneye gitmemiz gerektiğini belirtti. Her kontrolde Melina’nın topuğundan kan alınıyor ve ben her seferinde ağlamaktan mahvoluyordum. Bu sırada sarılığın geçmesi için Melina’nın yeteri kadar sıvı alıp beslenmesi gerekiyordu. Ben hastaneden çıktığımızdan beri, 2 saatte bir emzirmeye devam ediyordum. Ama içimde hep ‘ya sütüm artmıyorsa’ endişesi oluyordu. Doktor, muayene sırasında Melina’nın idrarında bir koyuluk gördüğünde, sütümün yeterli olup olmadığını gözlemlemek için hemşire eşliğinde sütümü sağmamı istedi. Süt pompasını elime alıp tam 20 dakika sağdıktan sonra 2 göğsümden toplam 5 cc süt çıktığını gördüğümde üzüntüden deliye döndüm. Şoka girdim! Sanki baştan beri bu olumsuz düşünceye sahip olan ben değilmişim gibi… 4 gündür bebeğim gerçekten aç mıydı? Doktor mama takviyesinin şart olduğunu belirttiğinde ağlamaktan konuşamadım. Kendimi o an öyle yetersiz, yavrumu öyle savunmasız hissettim ki, hiçbir kelimenin beni o an teselli etmesi mümkün değildi. Bu bebeği o kadar çok beklemiştim ki, bir anne olarak ona gelişimi için çok faydalı olacak bir şeyi sağlayamıyor olmak bana kendimi inanılmaz suçlu hissettirdi. Bu günden sonra bir meme, bir mama şeklinde devam edecektik.

Bebeğime ne kadar süt verebildiğimi anlamak için, emzirmek yerine 2 saatte bir göğsümü sağdım. Çoğu kişi zamanla artacağını söylese de buna hiç inanmıyordum. Tam 5 gün olmuştu ben uyumayalı. Emzirmek kolaydı, nedense emzirirken canım yanmıyordu da, o pompa makinasıyla sağdığım her an, canım inanılmaz yanıyordu. Hele ki göğüs ucu kremimi sürmeden sağmışsam! Bebeğe zarar vermeyen, emzirirken de kullanılabilen Lansinoh göğüs ucu merhemini sürdükten 10 dakika sonra sağıyordum sütümü. Böylelikle nemli olan göğüs uçlarım sağma sırasında çatlamıyordu.  Bundan tam 30 yıl önce Amerika’da emziren bir annenin hiç bir yerde bulamadığı saf lanolin içerikli meme ucu kremini yaratması ile, ilk olan marka Lansinoh gerçekten bu konuda bence en iyi… Bana göre en saf ve en güvenli meme ucu kremi HPA Lanolin…

Sütümün artması için yememi söyledikleri her şeyi yiyordum, ılık duş alıyor, Humana çayı içiyordum. Ama bir türlü artmıyordu. 5. Gün kontrolünde sarılık artık iyice pik noktasına geldi ve fototerapi alması gerektiği için Melina’yı bir gece hastanede bıraktık.

Sonraki aylarda, 5 cc sütümü, azimle sağa sağa 6.aya kadar getirdim! Hiç yılmadım… Biberona alışan Melina, beni çok nadir emdi. Çoğu zaman da sadece uykuda… Ama ben hep, mama vermeden emzirebilmeyi istemiştim. Olmadı… Kısmet değilmiş. İnanıyorum ki emzirmenin stresle ve uykusuzlukla ne kadar alakası olduğunu deneyimlemiş bir anne olarak, ikinci çocuğumda bu hatayı yapmayacağım… Sorunun benim düşünce yapımda, yani kafamda olduğunu çok iyi anladım.

Ne olur doğum yaptıktan sona bol bol dinlenmeye ve uyumaya çalışın. Bebeğiniz uyuduğu her an, her fırsatta! İnanın bunun süt miktarınızı nasıl arttırdığını göreceksiniz.

 

Sevgiler;

 

Melina’s Mom

1 YORUM