35. haftadan Merhaba,

Bu yazıyla birlikte güncel hamilelik haftamı yakalamış oluyoruz. Tahmin edersiniz ki heyecan dorukta! Özellikle bir arkadaşım 35. haftasında, diğeri ise 37. haftasında erken doğum yapınca sanki her an doğuracakmışım gibi gelmeye başladı:) Kötü mü oldu? Kesinlikle olmadı. Çünkü her şeyi o kadar ağırdan alıyordum ki, biraz hızlanmak, yapılacak listesi uzayıp giderken tempo kazanmak beni de canlandırdı. Malum geçen haftalarda biraz depresyon rüzgârları esiyordu. Tamamen savurdum mu rüzgârları? Hayır, ama bir hayli dağıttım sayılır. Zaten öyle bir koşuşturma içine girdim ki, esen rüzgârların çoğu zaman farkına varamıyorum.

Aramıza yeni katılacak arkadaşın eksikleri bitmiyor :))) Tabi biz anneler abartmıyor da değiliz. Sanırım özellikle ilk çocuk olunca heves edip her şeye saldırıyoruz. Mesela eşimin çok hassas bir cilt yapısı olduğu için belki miniğinde öyle olur diye bu şampuan, masaj yağı ve losyon gibi kozmetik ürünlerini epey araştırdım, sonunda en organik en hassas olduğunu düşündüğüm bir markada karar kıldım. Başlamışken alışveriş işini bitirelim dedik. Her alacağımız şeyi internetten saatlerce araştırmaya kalkarsam doğuma kadar asla yetiştiremeyeceğimiz için sonlara doğru biraz “aman al işte bir tanesini” demeye başladım! Çünkü emzirme yastığı için bile internetteki yorumlara bakmaya kalkarsanız inanın bitmiyor o alışveriş.. Ee biraz fazla araştırmacı bir kişiliğim var ne yapayım? 🙂

Bir de benden size tavsiye; alışverişlerinize sizin gibi ne yapacağını bilmeyen eşiniz yerine, çocuğu olan bir arkadaşınızla gitmeniz… Örneğin biz eşimle şaşkın şaşkın birbirimize bakarak ve zaman zaman tecrübeli arkadaşlarımıza telefon bağlantısı yaparak tamamlayabildik. Bir de bazı şeyleri ne kadar alsanız da “Acaba yeter mi? Az mı aldık?” sorusunun cevabını veremeyebiliyorsunuz! Mesela ben yetmez düşüncesiyle çocuğa 20-25 tane atlet (çıtçıtlı body) almışım :))))) (Burada ben devreye gireyim, Burcu naaptın! Herkes minnoş hediyeler getiriyor zaten. Yani ilk aylar için çok hediye gelecek. En fazla 10-11 body yeterli olurdu:)) Merve) Ay hesaplaması yapamayıp 6 aylık kışlık trikolar aldığımdan hiç bahsetmiyorum bile!! Mevsimler o an değişmeyecek gibi geldi herhalde :)) Tekrar söylüyorum, mağazaların büyüsüne kapılmamak için yanınızda aklı başında biri şart bence…

Her yerde “bebek ihtiyaç listesi” bol bol bulunduğundan burada şimdi bunu aldık şunu aldık diye yazmıyorum, zaten kılavuzunuz da ben olmayayım bence.

Tek heyecanlı olan ben değilim tabi ki, iki ailenin de ilk torunu, dolayısıyla herkesin ilk amca, dayı, hala olma hevesi olunca tek abartan siz olmuyorsunuz. Çok sırıtmıyorsunuz arada yani! Mesela dayısı sağ olsun bizim miniğin şimdiden bir akülü arabası var, kendi gelmedi ama arabası evin orta yerinde duruyor.:))

BEBEK ARABASI ZOR KARAR

Araba demişken, bebek arabası bu alışveriş olayının gerçekten en zor verilen kararı. Benim gibi görselliğe önem veren herkesin ilk koştuğu markalar belli. Hele bir markanın kışlık bir kiti var ki, kürklü eldivenleri ve kürklü tentesi ile beni kendine âşık etti. Kafamın üstündeki hayal bulutunu patlatıp gerçek hayata döndüğümde ise kendime “Karda kışta çıkıp nerede yürüyeceksin?” dedim. Üstelik bebeğin 40’ı çıktığında yaklaşık mart sonuna gelmiş oluyoruz. Artık hesap yapmayı öğrendim herhalde biraz:) Bir de beğendiğim bebek arabaları bir hayli ağır olunca daha pratik arayışlara girdim. Pratik olanlar da görsel olarak tatmin etmeyince araba işini bir türlü çözemedik. Önemli olan kullanış ve konfor ama nedense biz anneler kendimizi de tatmin etmek istiyoruz sanırım:)))

HAMİLELİKTE DUYGUSAL KRİZLER!

Duygusal olarak depresyon rüzgârlarını tam olarak dağıtamadığımı söylemiştim yazının başında. Yani buna depresyon denir mi bilmiyorum ama bir duvar kâğıdı istediğim gibi olmadı diye 3 gün ağladım mesela. Teşhisi size bırakıyorum! 🙂 Fazlaca duygusallık da denebilir bence… Fazlaca özeniyorum her şeyine, her şey hayal ettiğim gibi olsun istiyorum. Ee birazcık burnumun dikine de gidiyor olabilirim belki:) Bu üç günlük süreçte arayıp ağladığım herkes “Bir duvar kâğıdı için ağlanır mı?” dediklerinde niye ağlanmasın diye düşünüp içten içe söylenmiştim, şimdi her şey normale dönünce “Evet ağlanmazmış, en azından 3 gün çok” dedim!:)

Bu hafta odamız geldi, şuan boş bir beşiğe bakıp neler düşünüyorum bir bilseniz. O oda nelere tanık olacak, ne günler görecek bilmiyorum ama benim hep umut dolu hayallerim var. Kapısını açıp içeride ona ait bir şeyler görmek, huzur dolmak ve şükretmek için fazlasıyla yeterli bir sebep. Hiçbir zaman dua ederken “Bunu istiyorum, bu olsun” demedim, şimdi de demiyorum. Sadece “Hayırlısını istiyorum”.

8. AYDA KİLO

Şu aya kadar eski taytlarımla, hamile kıyafetlerinden uzak bir hamilelik geçirdim ama göbüş artık bir hayli büyüdü. Bir hamile taytı şart oldu. Tayt alırken bir tane de body aldım sırf fotoğraf çekilmek için ve bu reyonlarla işim bitti:) Üst bedende hala eski kıyafetlere devam, geniş kesimler işimi görüyor. E bir de eşimin dolabına sardım birazcık.. Tayt üzeri eşimin gömleğini giyiyorum:) Hamileler için olan kıyafetler gerçekten kötü, sektörde eksik var. Bu da aklımı çelmiyor değil.

35. Haftadan güncel bildiriyorum şuan +13 kilo ile yoluma devam ediyorum ama bence hiç o kadar kilo almışım gibi değil. Tahmin ettiğim gibi kötü hissetmiyorum hatta doktor tartmasa kendim merak edip tartıya bile bakmıyorum. Doğumdan sonra gitmezlerse o zaman iş başka tabi.. Ben şahsen doğumdan sonra kendilerini kısa sürede bir daha görüşmemek üzere uğurlamayı düşünüyorum. 🙂

İSİM KARARI

Odasından küçük bir kare paylaşırken, bir de sürprizim var size! Nihayet bir isime karar verebildik. Çok tartışmalı bu süreçte, herkesin gönlünü hoş tutamamış olabiliriz, çünkü 8 isimli bir çocuk olmak zorunda kalacaktı yoksa… Eşimin büyük babasının ismini koymaya karar verdik; “Demir Ali”. Aileden de birçok karşı çıkan oldu, “Demir” soğuk bir isim, ruhsuz bir isim dediler. Umarım sen sevgi dolu, düşünceli ve naif bir çocuk olursun oğlum. Umarım yüzümüzü güldüren şükür sebebimiz olursun ve umarım bizimle gurur duyarsın.

Aylarca koyamadığımız ismi sırf yastığına isim işletmek için aceleye getirdik sanmayın. Zaten başından beri aklımızdaydı bu isim ama kesinleştiremiyorduk. Hem oğlumun yastığında ismi yazmasa mıydı yani:)

Bu ay bence bir hayli yol kat ettik. Artık son düzlüğe girdik, bir yandan sabırsızlanırken bir yandan ay neyse ki daha 1 ay var diyip kendimi rahatlatmaya çalışıyorum. Vakitlice, sağlıkla gel oğlum, önümüzde uzun, güzel günlerimiz olsun!

Sevgiler,

Burcu