BURCU’NUN GEBELİK GÜNLÜĞÜ

0

 4. AY

Hoş geldin 2. Trimester

14. HAFTA

14. haftaya girmemle beraber, her yerde “gebeliğin en rahat dönemi” diye tabir edilen; ki kesinlikle öyle olduğunu düşünüyorum, 2. Trimestere girmiş bulunuyorum. Her kontrolde bebeğimizle ilgili yeni şeyler öğrendiğimiz heyecan dolu bir 3 ay daha bizi bekliyor.

Geçen hafta ikili tarama testi yaptırdık. Hakkında çok şey duyduğum bu test beni biraz gerdi çünkü bebeğin sağlıklı olup olmadığı ile ilgili önemli bir test. Genellikle down sendromlu mu değil mi buna bakılan bir test olarak da biliniyor. Kan ve ultrason kombininden oluşan bu testte bebeğimi, yüzünü, parmaklarını artık çok net görebildiğimi fark ettim. İçeride sürekli zıplayan küçük bir yaramaz vardı. Sanki kocaman olmuştu bile… Çok şükür ki ikili tarama test sonuçlarımız güzel çıktı.

Şimdi tek bir şey düşünüyordum, o bir erkek mi yoksa bir kız mı? Sanırım sağlıklı olmasından sonraki en büyük merak konusu bebeğin cinsiyetidir. Bazılarımız tarama testinde bu sorularına cevap bulmuş oluyorlar ama bizde öyle olmadı. Yaramaz bizi biraz daha heyecanlandırmak istiyor sanırım.

15. HAFTA

Tüm hamilelik sürecimin en heyecanlı kontrolü, 15. Hafta kontrolüydü kesinlikle. Doktorumuzun “annemiz ne hissediyor acaba?” sorusuyla, artık cinsiyetini gördüğünü anlamıştım.

Tabi ki ilk çocuk, tabi ki sağlıklı olması önemli olan ve tabi ki cinsiyetin bir önemi yok gibi cümleler arasında gidip gelirken ağzımdan istemsizce “kız” çıktı. Aslında hissettiğim hiç bir şey yoktu. bu sanırım benim istediğim bir şeydi… Süslü ayakkabılar, kocaman saç bantları, nazlı nazlı konuşmalarıyla kız bebekler daha sevimli mi geliyordu, neden böyle geçirdim içimden inanın hala bilmiyorum ama doktorumuzun “o zaman babamız daha çok sevinecek” cümlesiyle onun bir erkek olduğunu anladım. O küçük yaramaz bir erkekti. Sanki beni duyup alınmıştır gibi bir hisse kapıldım ve “bir dakika açıklayabilirim” diye geçirdim içimden.

Kız ya da erkek gerçekten ne önemi vardı? Tabi ki doktora bundan sonraki en az 3-4 kontrolde “emin misiniz? bir daha baksanız” demiş olabilirim. =) Sadece emin olmak istedim.

Daha önce hiç yaşamadığım bir duygu kapladı içimi. Varlığından haberdar olmadığım bir boşluk şimdi dolmuştu ve ona ait yeni şeyler öğrendikçe kendime “anne olacaksın” diyordum.

Doktordan çıkar çıkmaz aklımdan geçen ilk şey, artık beni bebek mağazalarından hiç bir şeyin uzak tutamayacak olduğuydu. Hemen o günün anısına gidip ilk kez bir takım aldım. Bunlar onun ilk kıyafetleri olacaktı.

O kadar minikti ki, sürekli içinde bebek varmış gibi göğsüme koyup aynada kendime bakıyordum. Gerçekten bu kadar minik mi olacaktı? Peki, hamile olmak yalnızca bana açılan yeni bir alışveriş alanı mıydı? Minicik şeyleri almak, mağazalar içinde hayallere dalmak mıydı sadece?

İçimde bir insan olma fikrine biraz daha alışmaya başlasam da, hala sosyal medyada sık sık karşılaştığım hamile olduğunu öğrendiği an “o benim tüm dünyam, hayatımın anlamı” diyen insanlardan eksik bir yanım vardı sanki.

26 yaşındayım, ama anne olmak için erken mi sorusunu çok kez sorduğumu hatırlıyorum kendime. Çocuklu bir kadın olmayı, ya da birinin bana “anne” demesini garipsediğim için ben de mi bir gariplik vardı?  Hani küçükken evli insanlar çok yaşlı gelir ama evlendiğinde öyle olmadığını hissedersin. Tıpkı eskiden gözümde büyüyen 30 yaşa yaklaştıkça, hiç de yaşlı hissedilmiyormuş dediğim gibi; yaşadıkça öyle olmadığını anlayacağım belki de. Belki de ultrasonda zıp zıp zıplayan miniğimi hala hissedemediğim için aramızda bağ kurmakta zorlanıyordum.

Annem sürekli göz seğirmesi gibi bir şey olacağını söylediği için, karnımdaki en ufak hareketlenmeyi onun hareketi sanıp hemen bir yere oturup hissetmeye çalışsam da “işte bu o” diyebileceğim bir hareketlenme olmadı henüz…

Tüm ruhsal gel-gitlerimi bir kenara bırakırsak, bedensel olarak pek bir değişiklik yaşamadım diyebilirim. Halsizlikler yavaş yavaş azaldı. Kendimi daha enerjik hissediyordum.

image2-1-1

4. Ayı +2 kilo ile tamamlarken, ilk haftalarda “neden göbeğim çıkmıyor?” diye soran Burcu, yerini “Kaç kilo alacağım, geri nasıl vereceğim, ya çatlaklarım olursa, ya çok kilo alırsam?” soruları arasında boğulan Burcu’ya bırakmıştı.

burcu çakır

Ne kadar okusam da, araştırsam da beni neler beklediğini bir türlü kestiremiyordum. Geçen sene doğum yapan bir arkadaşımdan benim tabirimle “iksir” olan bir doğal karışım tarifi aldım ve sürmeye bu aydan başladım. Umarım işe yarar. Yazının sonuna içinde neler olduğunu gösteren bir resim koyuyorum.

Hepsini aktardan alıp karışım haline getirebileceğiniz malzemeler; sarı kantaron yağı, hindistan cevizi yağı, buğday ve at kestanesi yağı, argan yağı, aynısafa yağı, vitamin e ve çilek yağı, gliserin, kakao yağı ve son olarak susam yağı. =)

Sevgiler…

Burcu Çakır

image1-1-1