ÇİLEKLİ HAYAT

0

BU HAFTA BİZ.

Yeni bir kararla yepyeni bir yazı dizisine başlama kararı aldım. Umarım hoşunuza gider. 🙂

Çilekli Hayat‘ta neler mi olacak?

Bazen yazı olacak, bazen video olacak… Çilekli Hayat’ta hep biz olacağız.

Bu hafta, Melina’ya en çok hangi kitapları okudum, birlikte hangi tiyatro oyununa gittik, nereden alışveriş yaptık,  en çok ne giydik, hangi kitaba başladım, hangisini bitirdim, hangi yeni mekanı tanıdık ve yemek yedik, hangi filme gittik… vb. şeylerden bahsedeceğim. Bu liste böyle uzar gider. Tek tek bu yazı dizisinde neler olacağını yazmak yerine bir an evvel bu haftamızı anlatmaya geçeyim diyorum…

Bu hafta Melina’yla Moda Sahnesi‘nde perde alan, 35 dakikalık kısa bir çocuk oyununa gittik. “Yamuk Yemek” isimli oyun, başta Melina’yı ürkütmüş olsa da, alıştıktan sonra büyülenmesine sebep oldu. Bu yaşta anlamayacağını düşündüğü için çocuğunu yalnızca park, deniz kenarı gibi yerlere götüren bir anne olmak istemedim hiç. Çünkü biz küçükken hep Tiyatroya giderdik. Ben annem ve babamla en çok gittiğimiz tatillerden ve bir de tiyatro oyunlarından keyif alırdım.

yamuk yemek

Bunun dışında bu hafta Melina en çok ona Pinokyo‘yu okumamı istedi. ABC yayıncılığın, 3 boyutlu kitaplarına bayılıyorum. Pinokyo hikayesi öyle güzel ve akıcı bir dille anlatılmış ki, Melina uzun süredir ciddi bir Pinokyo fanı oldu diyebilirim. Hatta her ne kadar onun için çiçekli, böcekli bir pasta yaptırmayı hayal etmiş olsam da, o bu sene doğum gününde onun için bir Pinokyo Pastası yaptırmamı istedi!

pinokyo

Gelelim anne-baba saati etkinliklerimize. 

Eşimle bu hafta gittiğimiz bir mekan bizi kalbimizden fethetti. En son ne zaman böyle güzel bir pizza yediğimi hatırlamıyorum doğrusu. İnanın İtalya’ya 6-7 kere gitmiş biri olarak, orada bile böylesini yediğimi hatırlamıyorum. Moda Sahili’ne yakın bir yerde bulunan ufacık, kendi halinde olan bu restoranı hep görür, girmeye hiç yeltenmezdim. Meğersem orası ufacık bir cevhermiş. Orayı keşfetmemi sağlayan arkadaşıma da buradan teşekkürü bir borç bilirim. Eşinizle başbaşa keyifli bir yemek yieyebileceğiniz bu mekanda aynı zamanda harika bir masa şarabı da mevcut. Hem de taa Toscana’dan geliyor..22 yaşındaki gastronomi mezunu aşçısı şişmiş karnımıza rağmen keyifle yiyeceğimize emin olduğu Tiremisu tatlısını masamıza getirdiğinde, bir kaşık almamızla kasenin dibini görmemiz bir oldu. Gerçek Mascarpone ile yaptıkları bu tatlı da yine son zamanlarda yediklerimin en iyisiydi. Beppe‘ye yer ayırtmadan gidemiyorsunuz ve genelde rezervasyonsuz gittiğinizde kapıdan dönmek durumunda kalabiliyorsunuz. Yani biz oradayken çok kişi öyle yapmak zorunda kaldı. Fiyatlar çok uygun değil, biraz pahalı ama romantik bir akşam yemeği için değer. Alkol kullanıyorsanız yemek sonunda ikram ettikleri ‘Grappe’yi de mutlaka denemenizi öneririm.

Bu şahane yemeğin ardından yıllar sonra sinemaya gidebilecek olmamızın neşesi içinde koşa koşa “Room” isimli filmi izlemeye gittik. Film boyunca bir saniye duraksamadan ağlama karşın, horlamasın diye Uğur’u bir kaç kez sarsmak durumunda kaldım:)))) İlk dakikasından son dakikasına kadar uyudu. Kendisi pek gerilim filmi sevmez…

room film

Bir odada büyümeye mahküm olmuş bir çocuğun iç parçalayan duygusal, bilişsel ve fiziksel dünyasını gözlemlerken, yutkunamadım. Jack adındaki küçük çocuğu beline kadar gelen saçlarından dolayı film boyunca annesinin ‘he’ diye hitap etmesine rağmen kız zannetmiş olmam da ayrı bir hayal dünyasına sahip olmamdan kaynaklanıyor sanırım. Ama filmi izlemeyenler olabileceği için bunu burada açıklayamıyorum.

Eve döndüğümde Melina’nın yanına kıvrıldım ve ona sımsıkı sarıldım… Binlerce şükür…

Bu hafta Tarık Buğra‘nın uzun zamandır aradığım ama bulamadığım Siyah Kehribar isimli kitabı bir takipçim tarafından bana ulaştırıldı ve inanılmaz mutlu oldum. Bu gece acilen kitaba başlamayı planlıyorum. Okuduktan sonra fikirlerimi sizinle paylaşırım. Bu kitabı aramamın sebebi ise, Melina isimli bir baş kahramanın olması ve ona duyulan büyük bir aşkın anlatılması. Benim için gerçekten heyecan verici. Tüm işlerimi halledip akşam loş bir ışıkta bir bardak kahve eşliğinde kitabıma başlamak için sabırsızlanıyorum.

İşte bu hafta aklıma kazınanlar bunlar oldu. Haftaya da IBB Şehir Tiyatrolarından birine bilet almak için yazıma son veriyorum. Bu sırada şu noktya da değinmek istiyorum. Tiyatro yalnızca maddi durumu iyi olan ailelerin gidebileceği bir yer değil. IBB Şehir Tiyatrolarındaki oyunlar şahane! Biletler de yalnızca 4 TL.

Hepinizi sevgiyle kocamaaan öpüyorum.

 

Melina’s Mom