BOM DERGİ NİSAN
BOM DERGİ NİSAN

Merve Hanım öncelikle biraz kendinizden bahseder misiniz?

Bilgi Üniversitesi Halkla İlişkiler mezunuyum. Uzun yıllar önce eğitimini aldığım meslek olan Halkla İlişkilerle uğraştım, ardından bebek ürünleri üreten bir firmada İhracat Müdürü olarak çalıştım. Hayatım boyunca en büyük hayalim hep anne olmaktı. Küçücük bir kızken, bebeklerimle oynarken bile bu duyguyu içinde çok derin taşırdım.

Blogunuzun ortaya çıkma hikayesi ve içeriği nedir?

Kızım Melina’ya ulaşabilmek adına yıllarca savaş verdim, birçok kayıptan ve negatif denemeden sonra ancak 4. Tüp bebek denemesinden sonra anne olabildim. Bu yolda deneyimlediklerini benzer sorunlar yaşayan kadınlarla paylaşmak için www.melinasmom.com adı altında kendi bloğumu ve instagramda @melinasmom hesabını kurdum çünkü aynı endişelerin içinde olduğum dönemde benim de en çok buna ihtiyacım vardı. Yani,  ‘Bunları sadece ben yaşamıyorum’ u görmeye….

BOM DERGİ NİSAN
BOM DERGİ NİSAN

Blogunuzda sizin gibi birtakım zorluklar sonunda bebeğini kucağına almış annelerin başarı hikayelerine yer veriyorsunuz. Kendi başarı hikayenizden bahseder misiniz?

Eşimle, evliliğimizin ikinci yılında çocuk sahibi olmaya karar verdik ve ilk denemede, hamile olduğumu öğrendim. Bir gece yarısı, şiddetli mide bulantısı ve karın ağrısı ile uyandım. Henüz, hamilelik esnasında yaşanabilecek komplikasyonlardan haberim yoktu ve ağrılarımın ‘normal’ olduğunu sanıyordum.

Hastanede gözlerimi açtığımda,  yeni doğum yapmış annelerle aynı katta yatıyordum. İç kanama geçirmiş, acilen ameliyata alınmış ve ölümün kıyısından dönmüştüm. Ancak o anda asıl canımı yakan, çektiğim ağrılar değil, kulağıma gelen bebek sesleri ve bomboş olan kollarımdı.

Bir yılın sonunda kendimi toparlamış olarak, tekrar bebek sahibi olmaya karar verdim. Bir kez daha hamile kalmam hiç zor olmadı. Ancak ikinci defa dış gebelik geçirmem ve bunun sonucunda tek tüpümün ameliyatla alınması, umudumu her geçen gün kaybetmeme sebep oluyordu.

Bir kez daha denemek için cesaret toplamam, zaman aldı.

Nihayetinde, eşimle, tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olmaya karar verdik. Ancak, ilk denemenin sonunda negatif sonuç alınca, anne olmaya giden yolumun sandığımdan daha zorlu ve uzun olacağını fark etmeye başladım.

Yaşadığım hayal kırıklıkları ve içimde kopan fırtınalar, eskiden birçok şeyi paylaştığım arkadaşlarımdan uzaklaşmama ve içime kapanmama neden oluyordu. Ortak bir konu bulamıyor, onların ilgi alanlarına dâhil olamıyor, birlikte geçirdiğimiz zamandan keyif alamıyordum.

İkinci ve üçüncü tedavilerimde peş peşe aldığım negatif sonuçlar da, dışarıdaki dünyadan tamamen kopmama sebep oldu. Arkadaşlarım art arda hamile kalıp, birbirleriyle bu mutlu haberi paylaşırken, ben bir köşeden olan biteni izliyordum. Sanki farklı bir dünyaya aittim ve orada benden başka kimse yoktu. Kendimi yapayalnız, eksik ve ümitsiz hissediyordum.

Artık tüm günümü internet başında, tüp bebek başarı hikâyeleri arayarak geçiriyor, aynı yoldan geçen birileriyle konuşmaya ihtiyaç duyuyordum. Benimle aynı duyguları paylaşan biriyle konuşmaya, “arkadaşım, seni çok iyi anlıyorum”u duymaya öyle ihtiyacım vardı ki!

Nihayet, internette ünlü bir yazarın tüp bebek macerasına denk geldim. 6. tüp bebek denemesinden sonra hamile kalmış ve bu yolculuk esnasında bankacılık kariyerine son vererek, kendisine faydası dokunan meditasyonların Koçluk eğitimini almış, başkalarına da yardımcı olmaya karar vermişti. Beni, ondan daha iyi kim anlayabilirdi?

İlk seansta, geçtiği zor yolu, yaşadığı güçlükleri, fedakârlıklarını, azmini ve nihayetinde en büyük arzusuna kavuşmasını gözlerim dolu dolu, içime sindirerek dinledim. Ofisinden çıkarken yüzümde kocaman bir gülümseme, önümde yeni bir yol, içimde yepyeni bir umut vardı. Yalnız değildim.

4. tüp bebek denemesinden önce, beynimi boşaltmaya, ruhumu dinlendirmeye ve vücudumu yeni sürece hazırlamaya karar verdim.

Yaptığım kişisel meditasyonlar, Kıbrıs’ta aldığım nefes terapisi ve akupunktur tedavisi sonunda dinlenmiş, huzur bulmuştum. Hiçbir zaman ulaşamayacağımı düşündüğüm, hatta bahsi geçtiğinde bile tüylerimi diken diken eden yere gelmiştim işte… Ben, çocuk sahibi olmasam da bir bütündüm, tamdım, eksiksiz bir kadındım.

Son transfer öncesinde, kitap okuyor, hiçbir şeyin kafamı kurcalamasına izin vermiyordum. Hatta gününden önce test yapılması için ısrar eden ben, bu sefer teste gitmeyi bile son ana bırakmıştım. İlk defa yana yakıla doktoru aramak yerine, sakince onun beni aramasını bekledim.

Nihayet mutlu haberi aldığımda, kafamda hiçbir soru işareti olmadan, bu sevincin kollarına bıraktım kendimi. ‘HAMİLEYDİM’. Ben, anne olacaktım.

Tüp Bebek sürecinde yıpratıcı badireler atlatmış, canı yanmış ve dönem dönem umutsuzluğa kapılmış biri olarak, benzer deneyimler yaşayanları çok iyi anlıyorum. Bebeğime giden yolda sosyal çevremi kaybettim, işimde sorunlar yaşadım ve kendimi yapayalnız hissettim.  Melina 6 aylık olduğunda “Ben mutlaka hikayemi yazmalıyım, insanlara ‘mutlu son’ olduğunu ispatlamalıyım” diye düşündüm. Umut olmak için, umut hikayelerinin ulaşılabilir olması için bunu yapmalıydım. Bir kitap mı yazsam diye düşünürken, daha fazla kişiye ulaşabilmek adına bunu blogla yapmaya karar verdim. İyi ki de yapmışım! Kısa sürede çok fazla insana ulaştım ve her geçen gün çok ama çok güzel tepkiler almaya devam ediyorum.

BOM DERGİ NİSAN
BOM DERGİ NİSAN

Sosyal medyanın fenomenlerinden, hayranlıkla takip ettiğimiz Melina… Kaç yaşında ve karakter olarak nasıl bir çocuk?

Kızım 3 yaşında. Melina duygusal, espirili, eğlenceli bir çocuk. Onunla zamanın nasıl geçtiğinin farkına varmıyorum. İki yaş sendromunu atlattıktan sonra birlikte zaman geçirmekten gerçekten keyif almaya başlar olduk. O dönem hayli zordu.. Fakat şimdi pamuk gibiJ Annesi olduğum için mi bana öyle geliyor bilmiyorum ama bir çok çocuktan farklı. Vurmuyor, tükürmüyor, itmiyor, arkadaşının elinden zorla oyuncağını almıyor, kendisinin olmayan hiçbir şey için “Bu benim!” diye tutturmuyor. Ama malını korumasını da gayet iyi biliyor. Sadece sınırlarını çok iyi bilen bir çocuk.

Ben bunu çok küçük yaştan beri ciddi gözlemci olan karakterine bağlıyorum. Daha emekleme zamanında bile hareket etmekten çok izlemek, dinlemek ve anlamaya çalışmak keyif veriyordu ona. Hiçbir zaman düşünmeden bir sonraki adımı atmadı. Çok düşmedi, kendine zarar verecek hareketlerden kaçındı. Daha 9 aylıktı…Konuşuyordu.

Melina ile hayatınız nasıl geçiyor?

Melina şu anda adeta 12-13 yaşına gelmiş bir çocuk. Benim hayat arkadaşım o … Evimizin neşesi derler ya, gerçekten öyle. Bizi gülmekten kırıyor. Eğlenceli şeyler yapmaya bayılıyor. Çoğu çocuk gibi oturup çizgi film izlemek yerine, belgesel izlemek istiyor.. Kamera şakaları veya Mr. Bean gibi komik karakterleri izleyerek kahkahalarla gülüyor. Bebekken hiç gülmezdi. Sonradan anladım. Meğer ‘bebekçe’den hoşlanmıyormuş o. Bildiğiniz bizim güldüğümüz şeylere gülüyor. Herhangi bir çocuğa yaptığınız espiriyi yaptığınızda suratınıza sert sert bakıp sizi yerin dibine sokabiliyor. Ne bileyim işte çok farklı.. Anlatılmaz yaşanır o. 🙂

Melina çok özel bir çocuk. Bunun sırrı nedir? Melina’yı büyütürken nelere dikkat ediyorsunuz?

Melina çok özel bir çocuk çünkü annesi ve babası tarafından çok istendiğinin farkında, sevgiden mahrum kalmayan bir çocuk. Adeta bir sevgi arsızı. Bence sevgiyi sınırsız hisseden ve sevgi ortamında yetişen tüm çocuklar özelliklerini çok daha rahat ortaya çıkarabilirler. Çünkü özgüven duyguları gelişir.

Melina’yı ileride nerede ve nasıl hayal ediyorsunuz? Örneğin hangi mesleği tercih etmesini arzu ediyorsunuz?

Ben onun geleceğiyle ilgili hiç haya kurmadım. Onu arzuladım, olduğu gibi seviyorum, hep de seveceğim. Balerin olsun, mühendis olsun veya doktor olsun diyemem. Nasıl mutlu olacaksa öyle yaşasın. Yeter ki mutlu olsun..

Blogunuzla beraber sosyal medyada da oldukça aktifsiniz ve çok sayıda takipçiniz var. Bu kadar çok sevilmenizin nedeni sizce nedir, takipçilerinizle aranızda bir bağ var?

Ben hayatım boyunca hep anne olmayı arzu ettim. En büyük hayalimdi anne olmak. Bir Anne Blogger olmaksa, hayalimde hiç canlandırmamış olduğum bir şeydi. Ne olduysa oldu ve ben bir şekilde yazmaya karar verdim. Aklımdakileri unutmadan bir an evvel yazmalıydım. İyi ki de yazdım. Hikayeme olan şevkat ve kızıma olan sevginin günden güne bir yumak gibi büyümesini görmek beni inanın her şeyden çok sevindiriyor. İnsanların bana olan güvenini asla sarsacak bir şey yapmak istemiyor ve bu yüzden birçok büyük reklam teklifini elimin tersiyle itiyorum. Çünkü ben bu çocuğa kolay ulaşmadım.. Biliyorum ki evlat mucizevi bir varlık ve ben tüm evlatlarımıza da ancak ve ancak kendi çocuğuma kullanıp memnun kaldığım ürünleri tavsiye ediyorum. Bizi takip edenlerin bunu biliyor ve görüyor olmaları beni çok mutlu ediyor. Bu çizgimden asla şaşmayacağımdan emin olmaları da.

BOM DERGİ NİSAN
BOM DERGİ NİSAN

Anne adaylarına ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz; özellikle çocuk sahibi olma konusunda zorluklar yaşayan ve umut ışığı arayan anne adaylarına?

Tüp Bebek sürecinde yıpratıcı badireler atlatmış, canı yanmış ve dönem dönem umutsuzluğa kapılmış biri olarak, benzer deneyimler yaşayanları çok iyi anlıyorum. Bebeğime giden yolda sosyal çevremi kaybettim, işimde sorunlar yaşadım ve kendimi yapayalnız hissettim. Asla, ‘ben sıramı savdım’ diye bir kenara çekilmeyi düşünmüyorum.

Tüp bebek sürecinde olanlara daima kendi iç seslerini dinlemelerini öneririm. Bizler bu yolda savaş verirken hislerimizin çok kuvvetli olduğu bir döneme giriyoruz ve çok fazla yol ayrımıyla karşılaşıyoruz. Doktor seçiminde, merkez seçiminde kararsız kaldıklarında daima kalplerinin seslerini dinlesinler.

Ayrıca bir beslenme uzmanı eşliğinde, doğru beslenmeye devam etsinler. Gerekli vitaminlerini düzenli olarak kullansınlar. Umutlarını asla yitirmesinler, çünkü o zaman yenilgiyi baştan kabul etmiş olurlar.

Akupunktur ve çeşitli meditasyonlar sayesinde bu süreçte stres yönetimini öğrenmeye çalışsınlar. En azından iç huzurlarını tekrardan bulabilmek için bu tarz meditasyonlara zaman ayırsınlar çünkü stres bu işin olmamasında maalesef en büyük etken. Zaten hep demezler mi ‘Kafasından attığı gün hamile kaldı’ diye? Her duyduğumda tüylerimi diken diken eden bu cümle ne yazık ki doğruymuş.  Ne kadar zor olduğunu biliyorum. Ama destek alarak lütfen bunu yapmaya çalışsınlar…

BOM DERGİ NİSAN
BOM DERGİ NİSAN

SEVGİ DOLU ÇOCUKLAR YETİŞTİRELİM

23 Nisan Ulusal ve Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel olarak neler söylemek istersiniz?

Sevgi dolu çocuklar yetiştirelim. Çocuğa şiddete veya istismara asla izin vermeyelim. Dünyaya getirdiğimiz bu canlının, nasıl ki fiziksel gelişimi için ciddi çabalar sarfediyorsak, ruhsal gelişimini de eşit oranda önemseyelim. Hatta daha fazla! Geleceğimiz onlara emanet. Her gün bir bayram havasında yaşatalım.. Mutlu nesiller yetiştirelim.

Sevgiler