BİR TÜP BEBEK BAŞARI HİKAYESİ , UMUT VEREN BİR HİKAYE!

0

BİR TÜP BEBEK BAŞARI HİKAYESİ , UMUT VEREN BİR HİKAYE!

 

Sevgili Merve Hanım,

Öncelikle böyle bir paylaşım imkanı yarattığınız için teşekkür ederim. Başkalarının yaşadığı sorunları , yalnız olmadığımı hissetmek çok anlamlı. Ama ne yazık ki ben yaşayıp deneyimledikten sonra sizin sayfanızı fark ettim. Olsun, belki paylaşacaklarım birilerine umut olur.

Çeşitli nedenlerden dolayı adımı kullanmak istemiyorum.  Siz zaten biliyor olacaksınız,eğer benimle şahsen konuşmak isterlerse mail adresimi paylaşabilirsiniz.

Demiş Yelda Hanım ve anlatmış;

Hepinize merhaba. Aslında size anlatacaklarım tüp bebek süreci ile bebeğime kavuşma hikayem olacak. Bebek sahibi olabilmek pek çok şanslı insan için çok kolayken, benim için ne yazık ki pek kolay olmadı. Ama inanmak başarmanın yarısı derler ya, en sonunda çok şükür ki canım oğlumu kucağıma alabildim. Darısı isteyen herkesin başına…

2005 yılında eşimle evlendik. İlk yıllar bizde herkes gibi bebek sahibi olmak istemedik. Yıl 2008 olduğunda artık zamanın geldiğini düşündük ve denemelere başladık. Ben ilaç firmasında çalışıyordum, halende çalışmaya devam ediyorum . O dönemde İstanbul’da yaşıyorduk. Kadın doğum uzmanımız gerekli testleri yaptı, eşimde de bende de herhangi bir sorun yoktu. Beklemeye karar verdik ve denemelere başladık. Kısa süre sonra hamile kaldım, her şey yolundaydı. O dönem işim gereği kadın doğum hekimlerini ziyaret ettiğim için bir çoğu ile samimiydim. Hemen her hafta biri ultrason ile bebeğe bakıyordu. Ben de sürekli o minik noktayı görüp mutlu oluyordum. Ta ki 9. haftaya kadar! Yine böyle bir günde bebeğimin kalbinin durduğunu öğrendim. Yaşadığım şoku tahmin edersiniz. Hemen genetik bir sorun mu var diye bebeği kromozomsal anomali  taraması için laboratuvara gönderdik. Kendi genetik analizimizi yaptırdık. Hepsi temizdi, sorun yoktu.

Sonrasında hayat devam etti, ben yeniden hamile kalmaya çalıştım ve tekrar kaldım. Bu sefer her ihtimale karşı kan sulandırıcı iğne kullanmaya başladım, yine her hafta ultrasonla kontrol ediyorduk. Geçmiş tecrübemden dolayı  her seferinde tedirgin bir şekilde giriyordum kontrole. Acaba yine aynı şey başıma gelir mi diye sürekli endişe duyuyordum.  11.haftada yine bebeğimin kalbi durdu.  Bu bebeği de böyle kaybettim….

Artık bende bir sorun olduğuna inanıyordum ve sebebini bulmayı kafaya takmıştım. İnternetten araştırdım, hekimlerle konuştum, işim gereği ulaştığım hekim sayısı çok fazlaydı ve hepsi aynı şeyi söylüyordu. ‘Sorun yok doğal seleksiyon.’ Bu söylemler beni durdurmuyordu! Çapa da pıhtılaşma ile ilgili ileri tahliller yapılıyordu, onları da yaptırdım. Her şey normaldi.

2010 yılının ortasına geldiğimde psikolojik olarak çok yıpranmıştım ve tekrar denemek istemiyordum. Aynı şeyleri yaşamaktan çok korkuyordum. Fakat eşim çocuk istiyordu ve biz tekrar denemeye karar verdik. 2010 Kasım  ayında yine yeniden hamileydim. Fakat bu sefer çok temkinliydim… Az yorulmaya çalışıyordum, güzel besleniyordum, her ihtimale karşı kan sulandırıcı iğnelerimi kullanıyordum. Yine de çok tedirgindim ve aynı talihsizliğin başıma gelmemesi için dua ediyordum.  Bu sefer dördüncü aya kadar her şey yolunda gitti. Çok mutluydum, bir kızım olacaktı. Dördüncü ay rutin doktor kontrolünde doktorum ‘Bebeğin bağırsaklarında parlama var.’ Dedi. Hiperekojen barsak sendromu ile böyle tanışmış olduk. Zaman geçtikçe bebekte gelişme geriliği başladı, haftası ile uyumlu gitmiyordu ve sürekli geri kalıyordu. Sebebi plasental yetmezlik dendi. Çapanın en ünlü perinatologları ile takip ediliyordum. Bununla da yetinmiyordum, Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi perinatologlarıda takip ediyordu. Hepsi aynı şeyi söylüyordu ‘Gebeliği sonlandıralım.’

Yapamazdım..!  Kızım yaşadıkça, bana tekme attıkça ve ben az da olsa bunu hissettikçe bu gebeliği sonladıramazdım! Sürekli raporluydum, hep umutluydum, haftalarca evde sol yanıma yatarak yattım, en kaliteli yiyecekleri yemeye çalıştım. Yine de bebek gelişmiyordu… Ama yaşıyordu, yine de umut var demek değil miydi bu? Bu arada sürekli baş ve boyun ağrıları çekiyordum ve ne yapsam geçmiyordu. Tansiyonum çok yükseliyordu ama ben inatla gebeliği sonlandırmıyordum. Ta ki 28 Şubat’a kadar.

17 ye 12 tansiyonla ve bozulmuş karaciğer enzimleriyle ölüme bir kala sezeryana girdim. Doktorum eşime; ‘Her şeye hazırlıklı ol, anneyi de bebeği de kaybedebiliriz’ demiş. Kızım Leyla 28 haftalık, 500 gr olarak doğdu. 20 gün hayatta kaldı. Hani o parlayan bağırsakları vardı ya , tıkandı. Eşimle karar verdik, o minicik yavrumuzu ameliyat ettirdik, bağırsaklarının bir kısmı alındı. Ölür dediler ama, yaşadı. 20 gün dayanabildi yavrum ve melek oldu, gitti.

Tahmin edeceğiniz gibi depresyona girdim. Artık İstanbul’da yaşamak istemiyordum. Biz eşimle zaten Adanalıydık ve ailemiz dahil herkes Adana’daydı.  Adana’ya taşındık.

Yıl 2012 olduğunda tekrar denemeli miyim diye düşünmeye başladım. Ama artık çok yorulmuştum ve işi sansa bırakmak istemiyordum. Tüp bebek yapacaktım! İlaçlara erken başlayacaktım, zamanını bildiğim için farklı ilaçlar verilebilir diye düşünüyordum. Ben bunları düşünürken zaman işliyordu, artık 36 yaşındaydım. Ailemde erken menapoz hikayeleri vardı. Acele etmem gerekiyordu. İlk önce yumurtalık rezervine bakıldı, azalmıştı tabii ki. Bu şekilde tüp bebek serüvenimiz başladı.

İlaçlar, iğneler, tetkikler…Sonunda iki yumurta döllendi ve iki embriyoda rahme yerleştirildi. Tahmin ettiğim gibi farklı ilaçlar kullandım. Sonrasında yine hamileydim, bu sefer her şeyi akışına bıraktım. Ben ne yaparsam yapayım her şey olacağına varıyordu nasılsa… ‘Hayırlısı’ dedim ve gerçekten bıraktım.

Dördüncü ayda yine tansiyonum yükseldi. İki  gün hastanede yattım. İkili test sonucum riskli geldi, dawn sendromu için amniyosentez bile yaptırmadım… Sonrasında hep raporluydum ama bu sefer yatmadım! Sadece dinlendim, sevdiğim insanlarla zaman geçirdim, kafamı boşaltmak için bol bol kitap okudum. Haftada iki kere doktor kontrolüm vardı. Artık biliyordum, bu sefer her şey yolunda gidecekti. Emindim.

Sonunda canım oğlumu, Temmuz 2014’te kucağıma aldım. Her şeyi unuttum.

Sizlerin de tüm yaşadıklarınızı unutturacak evlatlarınız olması dileklerimle…

Sevgiler;

Yelda