BAŞARI HİKAYESİ

‘Başarı hikayemiz’

O zamanlar henüz 19 yaşındayım ve deliler gibi aşığım. Bir gün sevgilim ‘ben baba olamayacağım, ayrılalım’ diyerek geldi karşıma… Neye uğradığımı şaşırdım. Babalık, annelik, evlilik falan o yaşlarda aklımda yoktu tabii ki ama aşk bu ya, bir gün evleneceğiz sonuçta ve her şeyi bilmeye hakkım var diye düşünüyordum.  Eğer anne olamayacaksam da bunu önceden öğrenmeliydim; evet!

Azospermi de ne?

Eşim azospermi hastasıydı… İnanın o ne demekti hiç bilmiyordum ve işe bu konuyu araştırarak başladım. Okuduklarımı kendi içimde değerlendiriyordum ve evet eğer sevdiğim adamı tercih edersem hayatımda sahip olabileceğim en değerli vasıf olan ‘annelikten’ vazgeçmiş olacaktım… Başarı hikayesi de araştırıyordum… Çocuğum tabii o yaşlarda ama yine de olgun ve yaşımdan büyük düşünüyorum ve kabulleniyorum bu durumu. Belki annelikten vazgeçebilirim ama sevgimden asla! Yıllar böyle geçip giderken 26 yaşına geldik ve evlendik! Tedavi serüvenimiz de böylece başlamış oldu.

Yıllar içerisinde o kadar törpüledim ki içimdeki duyguyu, çoktan kabullenmiştim durumu. Kendimi 1-0 yenik başlamış olarak görüyordum tedaviye. Öncelikle eşimin ameliyat olması gerekiyordu,  sonrasında da rutin tüp bebek işlemleri. İğneler, ilaçlar, yumurta toplama ve transfer.

Eşimin ameliyatı başarılı geçti ve olması gereken tek şey o canlı sperm bulunmuştu! Sırada benim hazırlıklarım vardı. O sancılı süreç bana o kadar keyifli ve moral dolu geliyordu ki; olmaz denilene bir adım daha yaklaşmıştık ve her şey sırasıyla tamamlanıyordu. Sonunda en büyük aşamaya da gelmiştik; transfer!

O nasıl bir heyecandır ki anlatılamaz, tarif edilemez… O an biliyorsun ki içine bir parçan bırakılıyor ve aslında sen hamilesin ve olması için dua ettiğin tek şey; tutunması. O 12 gün nasıl geçti inanın bilmiyorum. Bende bir havalar, kendime dikkat etmeler, ben hamileyim düşüncesi, kendinde belirti aramalar derken 12. günde yapılan testle her şey bir anda hüsrana dönüştü! O anki mutsuzluğumun, üzüntümün ve gözyaşlarımın tarifi yok…

Doktorumun söylediği tek şey ‘tutmaması için bir sebep yoktu ama olmadı’ oldu. Yıkıldım… Büyük hayallerin büyük yıkıntıları olurmuş! Olsun, hiç vakit kaybetmeden ikinci denemeye hazırlandık. Bu sefer öyle büyük hayaller yoktu,  akışına bıraktım ve içimden hep ‘olursa olur olmazsa olmaz’ dedim; yine olmadı… İki embriyo transfer edilmişti ama yine de tutmamıştı. Ve biz yine sebebi olmayan bir yıkım yaşamıştık.

Doktorum bu sefer de histereskopi denememizi önerdi ama ben hem yorulduğum hem de anneliğin bana nasip olmayacağını düşündüğüm için bir süre ara vermek ve tedavi olmak istemiyordum.

HAMİLELİK!

Sonra birden bire içimde bir dürtü oluştu ve ben bunun önüne geçemiyordum; ‘anne olmak istiyordum!’ Bunun için ne gerekiyorsa her şeyi en baştan yapmaya hazırdım. Yine yeniden aynı süreçler ve en zevk aldığım kısım transfer! Klasik bekleme sürecinin ardından gelen o meşhur tahlil günü! Beta hcg değerim 3000’di; şaka gibiydi! Çıldıracağım, inanamıyorum çünkü transfer edilen iki embriyomda tutmuştu ve ben ikiz bebek annesi olacaktım! Günlerim sanki göklerde geçiyor gibiydi ki, ani kanamalarla hastane kapılarını aşındırana kadar… Bundan sonraki aylarım ise düşük riskiyle geçti…

Kaybetme korkusuyla akıttığım gözyaşlarımın haddi hesabı yoktu. Hamilelik sürecince yapılan her tahlilde hep bir sıkıntı görülüyordu ve hiçbir şeye kolay sahip olamayan ben; bebeklerime de kolay sahip olamayacaktım! Ama Rabbim hayırlısıyla nasip etti ve 38. Haftada kızım ve oğlumu kucağıma aldım. Çok şükür bin şükür! Yıllardır içimde yok edip kazıdığımı sandığım annelik duygusu sarmıştı tüm bedenimi…

Şuan evimin içi buram buram cennet kokarken ben her gece dua ediyorum. ‘Allah’ım isteyen, bekleyen ve bu aşkla yanıp kavrulan her kadına bu duyguyu nasip et!’ Daha uzun yazmak isterdim yaşadıklarımı ama süt bekleyen iki kuzum var artık her işim acele 🙂

İsimsiz olursa sevinirim sevgiler kucak dolusu Melina’ya ve size. Başarı hikayeleri yayınlanmaya devam etsin.

Sevgiler…