4 SENE BEKLETEN “Naz’lı Kız” – TÜP BEBEK BAŞARI HİKAYESİ

0

large

4 sene bekleten “Naz’lı Kız” – Tüp Bebek Başarı Hikayesi

Naz’lı kızım benim…

Merhabalar, şu anda 2 yaşında bir kız çocuk annesiyim ama bugünlere gelmem hiç kolay olmadı… Bebek sahibi olma yolunda çıktığım yolculuğum 2008 senesinde başladı. 2005 senesinden beri evliydik ama 3 sene boyunca eşimde bende hiç çocuk düşünmedik. Bu süreçte rutin doktor kontrollerimi yaptırıyordum. Jinekoloğum her şeyin yolunda gittiğini, hiçbir sorunum olmadığını söylüyordu.

2008 senesinin Mart ayında en yakın arkadaşımla birlikte hamile kalmaya karar verdik. Böylece çocuklarımız da bizim gibi arkadaş olacak, ayrıca hamilelik sürecini de birlikte atlatacaktık. Mart ayında daha ilk denememizde ikimizde hamile kaldık. Şans yüzümüze gülmüştü her şey plan dahilinde ilerliyordu. Hamileliğimi ilk fark ettiğimde hemen doktoruma gittim, sorun yoktu. 8. hafta kontrolüne gittiğimde ise kalp atışı maalesef yoktu. Yıkılmıştım. Arkadaşım yoluna devam ederken ben kürtaj olmak mecburiyetinde kaldım. Bebeğimin olacağı düşüncesine o kadar erken kendimi kaptırmıştım ki,  iş yerindeki tüm arkadaşlarıma haber vermiş, aile arasında kutlama yapmıştım. İnsan ilk hamileliğinde çok saf duygulara sahip oluyor, korkmak hiç aklınıza bile gelmiyor… Her şeyin her zaman yolunda gideceğini zannediyorsunuz.

O zamana kadar çocuk sahibi olma yolunda karşıma hiç engel çıkacağını düşünmemiştim. Kürtaj manevi olarak çok zorlu bir süreçti. Etrafımdaki tüm insanlardestek oldu ama bu yine de benim tek başıma atlatmam gereken bir yas süreciydi. Bir psikolog yardımı almadan kendi başıma başarabileceğimi düşündüm. Bu arada yapılan tetkikler sonucunda Haşimoto tiroidim olduğu bu nedenle düşük yapmış olabileceğim belirtildi. Hemen iyi bir endokrinolog bulup ilacımı almaya başladım. Bu süreçte beni en çok zorlayan benim bebeğimin gitmiş olmasına rağmen en yakın arkadaşımın hamileliğinin devam ediyor olmasıydı. Aslında bu sadece benim için değil, ikimiz içinde zordu. Ben onun adına sevinmeye çalışıyordum, o ise kendini benim yerime koyup sakin ve serinkanlı davranmaya …Eminim ki bazı zamanlar yaşadığı heyecanı bana belli etmemeye çalıştı ve beni üzmemek için ekstra çaba sarf etti. Bebek partisi de dahil olmak üzere, pek çok hazırlığı birlikte yaptık. Kendi bebeğim için yas tutarken, arkadaşımın bebeğinin sağlıklı gelişim göstermesine çok sevindim. Bazı haftalar durup benim bebeğimde yaşasaydı şu anda bu kadar olacak diye düşündüğümü hatırlarım. Teyzesi olduğum Nilom’a hala bile zaman zaman bakar benim çocuğumda doğabilseydi bu yaşta olacaktı diye düşünürüm ama itiraf edeyim, Naz doğduktan sonra bu azaldı. Şu anda geri dönüp baktığımda arkadaşlığımızın bu süreçte sarsılmamış olmasından o kadar mutluyum ki..

Hayatta karşıma çıkan engellere karşı biraz inatçı yaklaşımı olan bir insanım bu nedenle birinci hamileliğim sonlandıktan çok kısa bir süre sonra ikinci kez hamile kalma çalışmalarım başladı.  aynı yere iki kez düşmez düşüncesiyle yine hevesliydim. Bu sefer hamile kalmam bir seneye yakın zamanımı aldı, bu arada bir aşılama yaptırdım ama başarısız oldu. Aşılamanın hemen sonrasındaki ay, doğal yolla hamile kaldım. Hamile kaldığımı öğrendiğimde hemen doktor kontrollerime başladım. Bu sefer 6. haftada kalp atışı geldi, süper sevinçliydim fakat 8. hafta kontrolümde doktorum kalbinin durduğunu gördü. Tabii yine operasyon… Yine manevi yıkım ve yas süreci. Bu sefer kendi başıma atlatamayacağım için bu konuda uzman bir psikolog ile görüşmeye başladım. Benim için yoğun bir yas süreci oldu. İnsan en yakını olan annesinin bile kendisini anlayamayacağını, çünkü böyle bir durumu hiç yaşamadığını düşünüyor. Kendi kendimi teskin etmekte zorluk çekiyordum. Evet, hayattaki bir evladı kaybetmeye benzemiyor ama bu da bir çeşit evlat acısıydı. Israrlarım sonucu embriyoya genetik testler yapıldı ve Turner sendromu bulundu. Hamileliğim sonlanmamış olsa, bu genetik problemden dolayı bebeğimin hayatının çok sıkıntılı geçeceğini söyledi doktorlar. Eşim de, ben de genetik tahliller yaptırarak bundan sonraki hamileliğimde böyle bir sorun yaşama ihtimalimizi sıfıra indirmeye karar verdik. Tahliller yapıldı, sonuçlar temizdi.

Başka doktorlardan da fikir aldık, hepsi doğal yollardan sağlıklı bir bebek sahibi olabileceğimi, sadece zamanını bilmediklerini söylüyorlardı ama bunlar beni hiç teselli etmiyordu, ben biran evvel çocuğumu kucağıma almak istiyordum. Çocuk sahibi olma isteğim, karşıma çıkan her zorlukla biraz daha artıyordu. Bu arada etrafımda hamile kalıp bebek sahibi olan arkadaşlarım çoğalmaya başladıkça bende bazılarından uzaklaşmaya, görüşme aralığını açmaya başladım. Karşımdaki insanlar da bendeki bu durumu anlıyorlar, mümkün olduğunca anlayışlı davranmaya çalışıyorlardı. İnanın insanların gözlerindeki acıyan bakışları görmek, o bakışların muhatabı siz olunca hiç kolay olmuyor. Bana acımalarını isteniyordum, bu yüzden insanlarla hikayemi çok fazla paylaşmamaya çalışıyordum. Kendime sınırlı sayıda insandan oluşturduğum güvenli bir alan yaratmıştım. En yakın arkadaşım, görümcem (ki aynı zamanda arkadaşım olur ve bana bu süreçte kesintisiz ve koşulsuz destek veren insanlardan biridir), ailelerimiz ve eşim. Şimdi geriye baktığımda, bu yaptığımın yanlış olduğunu görüyorum, ama o zamanki psikolojik durumumun gerçekten bunu gerektirdiğini de biliyorum.

Bu arada hayat devam ediyordu, katılmam gereken sosyal aktivitelere, görüşmelere vs katılıyor, kendimi hayattan soyutlamamaya çalışıyordum. İkinci hamileliğimdeki genetik problemden dolayı ve garantici yapımın bir sonucu olarak tüp bebek yaptırmaya karar verdim. İşte hayatımın değiştiği an o andı, çünkü doğru doktorla karşılaşmıştım. Ben, bizim gibi zorlu bir anne olma süreci geçirenlerin doktorlarının, psikolojik olarak da hastalarına destek olan  insanlar olması gerektiğine inanıyorum. Fulya’da bilinen bir tüp bebek merkezine gittim ve Bora Bey ile ekibiyle tanıştım. Herbiri ayrı ayrı değerli ve konularında uzman insanlar, beni çok güzel anladılar ve psikolojik olarak resmen terapi yaptılar. Doktorum normalde tüp bebek yapmama gerek olmadığını, ama yaşadıklarımdan dolayı beni anladığını söyleyerek sürece başladı. Yapılan iğneler sonucu yumurtalıklarımda aşırı uyarılma oluştu. 37 yumurtam oluştu, sağlıksızların elenmesi ve embriyoların üzerinde genetik testler yapılması sonucu 5 embriyoya ulaşıldı. Tüp bebek işlemi ilk denemede tuttu ama yine de çok kaygılıydım. Bebek sahibi olmayı çok istememe rağmen, hamile kalmaktan ve aynı şeyleri yeniden yaşamaktan çok korkuyordum. 6. haftada kalp atışı geldi, fakat 8. hafta kontrolünde maalesef yine durmuştu. Yaptığım iğneler, kullandığım ilaçlar ve tekrardan aynı yıkımı yaşamış olmaktan dolayı bitik durumdaydım…

Üçüncü hamileliğimden sonra toparlanmam 5-6 ayımı aldı. Doktorum da zaten yeni bir denemeyi hemen yapmak istemediğini, biraz kendime gelmemin daha iyi olacağını söyledi. Devamlı tekrarlayan düşüklerin sebebini bulmak için çeşitli testler yapıldı, ama tüm değerlerim normal çıktı.

6 ay sonunda, doğrulmayı başarmış ve tekrar denemeye karar vermiştim. Bu sefer doktorum, sebebi belirsiz düşüklerde akupunktur tedavisinin faydalı olabileceğini söyleyerek beni Hasan Bey’e yönlendirdi. Doktorum, akupunktur tedavisi ile birlikte doğal yoldan çocuk sahibi olmak için denemeye devam etmemizi önerdi. Bana hemen tüp bebek uygulamak istemiyordu. 2 ay kadar akupunktur yaptırdıktan sonra kendimde hamileliğe benzer belirtiler fark etmeye başladım ama hamile kalmaktan o kadar korkuyordum ki, 6. haftaya kadar test yapmadım. Testi yaptığımda sonuç pozitifti! Sevinçle birlikte gelen korku…

Planladığımız İtalya seyahati öncesi Bora Bey ilk ultrason kontrolümü yapıp tatile mutlaka gitmem gerektiğini, sadece kendimi çok yormamamı söyledi. O tatil nasıl geçti bir ben bilirim, bir eşim bir de Allah. Eşim bu 4 senelik maratondan tabii ki çok yorulmuştu ve yıpranmıştı. Ama her zaman bana maddi-manevi destek oldu. Hiçbir zaman baba olamama ihtimaline rağmen, elimi hiç bırakmadı. Her düşükten sonra, “Önemli olan sensin, yine deneriz” dedi.

Tatil dönüşü ultrasonda kalp atışını gördük ama benim kaygılarım yatışacak gibi değildi. Bora Bey ve Hasan Bey sonradan itiraf ettiler, benim kontrollerim öncesi onlar da çok stres oluyorlardı.

İlk üç ay, kaygılarımı gidermek için 2 haftada bir ultrasona girdim, ama stresim 22. haftadaki detaylı ultrasona kadar hiç azalmadı. Doktorum, detaylı ultrasonda teker teker bebeğin tüm organlarıyla ilgili açıklamalar yaparak, hiçbir sorun olmadığına beni ikna etti. Ben bu bebeği doğuracağıma o gün inandım.

39.haftaya kadar heyecanlı ve mutlu bir şekilde geldim. 39+1’de epidural sezeryan ile bebeğimi doğurdum. Kavuşma sürecimizde bize biraz Naz yaptığı için adını bu şekilde koyduk. 4 sene boyunca çektiklerimden sonra, Allah’ın beni sorunsuz bir hamilelik ve sağlıklı bir çocukla ödüllendirdiğine inanıyorum. Bebeğimi kucağıma aldığımda, 4 senedir yaşadığım bütün üzüntüleri unuttum. Gerçekten se unutuluyormuş.

Çocuk sahibi olma yolunda sıkıntı yaşayan insanların içine bir nebze su serpebildiysem ne mutlu bana. Çünkü bu yolculukta yaşadığım zor anlarda, benimle aynı şeyleri yaşayan insanlarla konuşmak, dertleşmek istediğim oldu. Umarım Merve Hanım aracılığıyla yüz yüze görüşme şansımızda olur.

Sevgiler,

Asu