2 YAŞ SENDROMUMUZ SON HIZ DEVAM – PEKİ, NASIL DAVRANMAK GEREKİYOR?

0

 2 YAŞ SENDROMUMUZ SON HIZ DEVAM – PEKİ, NASIL DAVRANMAK GEREKİRMİŞ?

 

Eskiden sadece dişe, hastalığa bağladığımız huysuzlukların, artık uzun sürecek bir sendroma bağlı olması ve bunun diğerleri gibi 2-3 günlük bir dönem içinde geçmeyecek olması benim açımdan azıcık yıpratıcı olduğundan, nedir bu iki yaş sendromu diye şöyle bir araştırmaya ve bu dönemde nasıl davranmam gerektiğini anlamaya karar verdim. Gördüm ki, çocukların hayatında, karakterlerinde belirleyici özellikleri edindikleri bu dönemde ebeveynlerin tutumları çok önemliymiş.

Peki, neymiş bu meşhur 2 yaş sendromu?

Aslında “İnatlaşma Dönemi” olarak da bilinen bu dönemde, çocuklar olur olmaz inatlaşmaya, her şeyi reddetmeye ve olmayacak tepkiler göstermeye başlıyor. Kendisini bir birey olarak görmeye başlayan çocuk, kendi isteklerini kabul ettirmeye çalışıyor. Bu isteklerin mantıklı ya da mantıksız olmasını sorgulayacak bilinçte olmadığından, çoğu zaman sizin “Hayır” demek zorunda kalacağınız isteklerde bulunabiliyor. İstediği şey gerçekleştirilmediğinde, sinir krizleri geçirip, çığlıklar eşliğinde kendini yerden yere atabiliyor.

Peki, bu inatlaşma döneminde çocuklara nasıl davranmak gerekiyor?

Çocuk mantıksız bir istekte bulunduğunda, ilk önce bunun sebebini ona konuşarak açıklamak gerekiyor. Eğer yine de anlamıyor ve sinir krizine giriyorsa, ilgisini başka yöne çekmek ve rahatlatmak gerekiyor. Yine ikna olmuyorsa, açıklama da yapmışsanız, istediğini ona bir şekilde vermeniz, bunu tekrar tekrar yapmasına zemin hazırlıyor… Ben bazen bu hatayı yapıyor, sinir krizlerine girdiğinde kendime bir mola verebilmek adına, çok da zararlı bir şey değilse kabullenebiliyordum. Meğerse sakinleşene kadar, güvenli bir ortamda krizi görmezden gelmek, bunun bir işe yaramayacağını ona ispatlamak gerekiyormuş. (İşte ben hiç kıyamıyor, bunu yapamıyordum.)

Okuduğum makalelerden gördüm ki, bir kere “Hayır” dediğimiz bir şeye, krizlerden sonra evet demek yapılabilecek en büyük bir hataymış. Çocuk eğer ki istediğini bu koşulda birkaç kere elde ederse, bunu huy haline getirebiliyormuş.

En önemlisi de mesela örnek olarak; normalde çikolata yedirmediğiniz, TV izlettirmediğiniz bebeğinize, misafirlikte başka bir şey ile meşgulken talep ettiğinde ‘evet’ diyorsanız, o sizin başka bir şeyle meşgulken bir şey istediğinde onunla ilgilenmeyip, karşısına geçip konuşma yapmayacağınızı, bu sebeple kabul edeceğinizi gözlemleyip çözebiliyormuş. Böylelikle, özellikle meşgul olduğunuz ortam ve durumlarda, normalde izin vermediğiniz şeyleri isteyebiliyormuş. (Krizlerle!) Anladığım o ki, o anda ne kadar meşgul olursak olalım, normalde kabullenmediğimiz o şeyin arkasında durmak, tutarlı bir tavır sergilemek ve sebebini krize girmeden önce çocuğumuza açıklamak çok önemli!

Bir de karakterlerinin yapı taşlarının oturmaya başladığı bu altın dönemde, her şeye hayır demek de, doğru değil. Yapmasını uygun bulduğumuz şeylere de mutlaka “Evet” cevabını vermemiz gerekiyor!

Bu dönemin geçici bir dönem olduğunu unutmamamız ve sabırlı davranmamız çok önemli. Çünkü bağırmak ve sabırsızlık göstermek, bu inatlaşmanın kalıcı bir hal almasına sebep olabiliyor…

Geçen aylık kontrolümüzde, doktorumuzun neden yemek yeme konusunda Melina ile kavga etmek yerine, ona iki seçenek sunmam gerektiğini söylediğini, okuduklarımdan sonra çok daha net kavradım. “Zorla yedireceğini ve kavga edeceğinizi bildiği için, aç da olsa baştan ağzını açmaz ve seninle inatlaşır. Karakterinin oturduğu bu dönemde, ona iki seçenek sun ve hangisini yemek istediğini sor.” demişti. Ben de, ‘1,5 yaşındaki çocuk seçenekten ne anlayabilir, aç değilse yemez, açsa yer.’ diye düşünmüştüm. Meğerse, bu dönemde yeme bozuklukları gösteren çocuğa, seçenek sunarsanız, karakter savaşını kazandığını düşünerek, kendi seçtiği şeyi açsa yiyormuş. Denedim ve gördüm!

Başka bir örnek de, dolabında giymesi uygun olmayan bir kıyafeti seçen çocuğunuza, hemen “Hayır” demektense, ona durumu anlattıktan sonra, farklı iki alternatif sunmak, “Bunlardan hangisini giymek istersin?”       diye sormak. Seçimini yine kendi yapması, olası krizleri mümkün olduğunca minimize ediyormuş!

Özetle, hala bebek olarak görsek de karakterlerinin ve kişiliklerinin oluşmaya başladığı bu dönemde onlara gerçek bir birey gibi davranarak karşımıza alıp konuşmamız, ileride kendine güvenli, sosyal ilişkileri kuvvetli bireyler yetiştirmemize katkıda bulunacaktır. Bu yüzden, çocuklarımıza deneyimlemekte oldukları bu zorlu dönemde sinirle karşılık vermek yerine, biraz dişimizi sıkıp sabırla karşılık vermeye çalışalım J Onları anlamaya çalışalım. Unutmayalım, gerçekten de “Büyümek zor!”

 

Bu konuda da en faydalı bulduğum yazının linkini aşağıda sizlerle paylaşıyorum:

http://www.doktorsitesi.com/makale/cocuklarda-2-yas-sendromu

Bu konuda doğru bilgi alabileceğiniz bir diğer kaynak da, Dr. Harvey Karp’ın ‘Mahallenin En Mutlu Yumurcağı’ isimli kitabı.

 

Sevgiler,

 

Melina’s Mom